Ağustos 20, 2017

tinder'dan bildiriyorum: ah bizim o tatlı ve miskin entelektüel sefaletimiz..


bir süredir tinder deneyimlerime ilişkin yazmak istiyorum ama olmuyor. tinder'dan hem kendime hem toplumsal dinamiklerimize dair çok şey öğrendim. öğrendiklerimi sıralayacağım.

1. koca bir ulus olarak kadın - erkek ayırt etmeksizin gerçekten öz farkındalığımız yerlerde sürünüyor.
2. toplumumuzun "modern" yüzünde sanki erkekler akıllıymış ama kızların kafası makyaj malzemelerinden başka bir şeye basmıyormuş gibi bir hava var. entelektüel dertleri olan ve okur-yazarlığı yüksek bir insan olarak üzülerek söylemeliyim ki erkek kadın ayırt etmeksizin yerlerde sürünen bir entelektüel seviyemiz var.
3. erkekler ciddi ölçüde kentlileşme ve modernleşme ızdırabı içinde. çünkü hem 500 bin nüfuslu kasabalarının onlara tanıdığı o iktidarı ve ayrıcalıklı olma halini terk etmek istemiyorlar hem de karşılarındaki kadından muazzam bir "açık fikirlilik" bekliyorlar. açık fikirlilik diyorum ama siz anladınız bence. p.s. genç, kentli ve evlilik hayalleri filan kuran kadın arkadaşlara naçizane tavsiyem bu profile karşı uyanık olmaları çünkü en sonunda çok yıpratırlar ve annelerinin bulduğu kızla evlenirler.
4. hobi, uğraş, gelişmiş ve inceltilmiş zevkleri olmayan bir toplumuz. sanırım bu kilo almaya eğilimli olma hali de bunun eseri. çünkü bu adamların şu hayatta futbol takip etmek ve yemek yemek dışında hiçbir eğlenceleri yok. maksimum halı sahaya maç yapmaya gidiyorlar ya da gym'e. onu da daha çok aynadan selfie çekmek için yaptıklarını düşünmeye başladım.

bunu obama'nın başkanlığı bırakmadan önce yaptığı bir konuşma vardı orada söylediği "artık normal bir hayat istiyorum, 8 yıl oldu çok yoruldum" cümlesini ve görevini devrettikten sonra tatilde kendini bir takım spor aktivitelerine vermesini hatırladığımda daha iyi anlıyorum. bir de yakın coğrafyadaki ölene kadar başkan olmak isteyenleri düşünün, neden kentli - köylü diye ayırdığımı daha iyi anlayacaksınız. bi aydınlanma geldi di mi yavaşça!

5. türk erkeklerini eğer bir türk kadınıyla birlikte olacaklarsa -gayet ortalama bir kadın olarak söylüyorum- güzellikten başka bir şey motive etmiyor. gayet bildiğimiz anlamıyla güzellik, klişelerle dolu, tv dayatması stereotipik bir güzellikten söz ediyorum ki sanırım yukarıda saydıklarımdan sonra bu, hiç sürpriz değil. erkekler kendileri bir kıvanç tatlıtuğ olmamakla birlikte baya model gibi kadınlarla birlikte olmak istiyorlar. ama o model gibi kadın beklentisi seni ecnebi sandıkları zaman değişiyor ve o zaman ortalama bir kadına razı oluyorlar. bunu da sekse kolay erişim hayaline bağlıyorum ama büyük yanılgı. ne kadar küçük beyinli olduğunuzun bir resmi adeta. ecnebi kadınlar hiç kolay değildir, sorun yaratmaz kafama göre takılırım, filan sanıyorsanız yanılıyorsunuz. ekstradan onları elde tutmak için sabah günaydın mesajı atmak da işe yaramaz ;) bi gün mazallah "bu kadına 100 metreden fazla yaklaşamazsın" diyen polis kararını burnunuzun ucuna dayayıverirler. (valla true story, yer cambridge)

çok sayıda ecnebi arkadaşım var ve çok büyük çoğunluğuyla da iyi bir ilişkim var. yani o arkadaşlık ilişkisinin devamlılığı için benden çok onlar çabalamıştır, bunu rahatlıkla söyleyebilirim.

ve gördüğüm kadarıyla ecnebilerle ilişkimiz de baya tuhaf! üstelik salak filan olduklarını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. o insanlar baya birbirinden nefret eden insanlarla dolu, hastalıklı bir toplum olduğumuzun farkında ya da er geç fark ediyorlar. ya da gördükleri ilginin aslında gayet fake olduğunun da farkına varıyorlar çünkü siz kendinizi sevmiyorsunuz her şeyden önce. bir süre sonra kendilerine hayvanat bahçesindeki maymun muamelesi yapıldığını görüyor, yoruluyor ve memleketlerine dönmek istiyorlar. daha geçenlerde bir arkadaşım türkiye'de zorla tuttuğu kocasının ısrarına dayanamayıp taşındı ingiltere'ye. ya da bir başka örnek: iki ecnebi kız arkadaşım -aslında başka bir ecnebi arkadaşımın arkadaşları- buraya geldiklerinde tanıştıkları herkesin onları başka insanlara karşı dikkatli olmak konusunda uyardığından söz etmiş ve şöyle demişti "ne yani bir tek sen güvenilirsin ve diğer herkes sahtekar mı ve herkes sadece kendisinin güvenilir olduğunu söylüyor, çok garip." dinlerken içimden "aslında o kadar kötü çocuklar değiliz, niye yapıyorsunuz bunu oğlum" filan diye düşündüğümü itiraf etmeliyim.

şunu rahatlıkla söylüyorum ecnebileri yeterince tanımadığınız için onları bu kadar seviyorsunuz ve her konuda olduğu gibi bu konuda da rasyonel olmaktan çok uzak beklentileriniz var.

ek olarak birbirimizi sevmeme halinin altında yatan neden esasen bu: türk toplumunun kadın - erkek ayırmaksızın büyük çoğunluğunda aşağılık kompleksi var. kendini değersiz görme var ve bu ekstra bir saldırganlık ya da edilgenlik (pasif agresiflik) yaratıyor. dostum sen kendini sevmezsen seni kimse sevmeyecek bundan 100% emin olabilirsin.



Ağustos 06, 2017

tinder, dead-end yaz aşkları, hayallerimin seyahati ve unutulamayanlar..

opera binasını yidiğim.. <3 (oslo)

Uzun bir aradan sonra bir bakıma "yenilenmiş" olarak döndüm.

Bu süre içinde birçok değişiklik oldu, tabii ki. değişmeyen tek şey değişimin kendisidir,ilkesini şiar edinmiş bir insan olarak bu süre içinde hayatımda değişmeyen tek şey; geçen yılın sonunda tanıştığım alman'a karşı hislerim.. ne yazık ki! bir tür obsesyona da dönüşmüş olabilir tabii. ya da bilmiyorum ben hayatım boyunca onun gibi birini istedim belki de. hiç mi hoşuma gitmeyen şeyler yoktu onda, şüphesiz tonla sayabilirim. ama bir şekilde onu atlatamadım. girizgahı böyle yapayım ve diğerlerine geçeyim.

arada hızlı bir iş değiştirme süreci yaşadım.

taşındım, artık bir beyoğlu kızıyım.

bi' dolu tinder date'i yaptım ve baya tavsadım. date, sevgililik, ilişkiler konusuna bakış açımı önemli ölçüde değiştirdim. iyi de oldu. ben de boncuk gibi ipe dizim kolye yapıyorum date'lerimden. çünkü neden yapmayayım?!

arada "piece of art" diye tabir ettiğim biriyle tanıştım. aramızda bir şeyler güzel gidebilirdi -çünkü çok iyi başlamıştık- ama her doğulu erkek gibi onun bunu mahvetmesi gerekiyordu. sonuç itibarıyla şu anda benim talebim üzerine sadece yattığımız ve duygusal her türlü yakınlıktan kaçındığımız bir tür "no strings attached" durumu yaşıyoruz. onun hızlı bir şekilde evlilik kafasına geçişini ve mevcut durumdan çok hoşlanmadığını saymazsak bence ikimizden olabilecek maksimum "şey"i olduk ki zaten başkasından hoşlanıyorum ve ayrıca yakın geçmişimde hâlâ üstünden yürüyüp gidemediğim ve bok gibi aşık olduğumu da kabul edemediğim biri var.

o "hoşlandığım biri" diye söz ettiğim hikaye de aslında sonu olmayan bir tür yaz aşkı.. eski josephine olsa asla sürdür-e-mezdi bunu. ama en son buralardan giderken biraz daha kısa vadeli planlar yapmaya ve hayatın keyfini çıkarmaya karar vermiştim, öyle de yapıyorum.

mantık basit.

bu adamdan hoşlanıyor muyum? evet.

o benden hoşlanıyor mu? evet.

bir aydan uzun süredir her sabah gözünü açtığında ilk yaptığı şey bana bir mesaj göndermek oluyor. ("günaydın" mesajı değil tabii, o beni baya irrite eden bi şey.) kısaca özetlemek gerekirse tinder'dan tanıştık. bir hafta boyunca hemen her akşam görüştük, son gece birlikte olduk. o sabah bali'ye gitti. nasılsa artık görüşmeyiz, diye düşünürken havaalanına varmadan mesajlar almaya başladım, şayet istersem mutlaka beni görmeye geleceğine ilişkin. ben de tabii zaman zaman öküze bağlasam da o kadar değil "I would like to see you again" dedim ve bir ayı aşkın bir süredir görüşmeye devam ediyoruz. her şey yolunda giderse ve ansızın görüşmemeye karar vermezsek, taraflardan biri aşık olmazsa mesela, sanırım bir aya kadar tekrar istanbul'a gelip birkaç hafta kalacak. bir yere tabii ki varmayacak, bu bir ilişki tabii ki değil ama neden birinden hoşlanmışken bu kadar yok sayma yoluna gidiyorum/gideyim. bugüne kadar böyle yaptım ama şimdi geri dönüp baktığımda "iyi ki yapmışım" demiyorum.

evlenmek istemiyorum, çocuk zaten istemiyorum. o zaman neden bu kadar sonunu düşünerek yaşıyorum, neden baştan bir son kullanma tarihi belirliyorum o ilişki ya da insan için?

son olarak yeni yıl hedeflerimden biri olan nordik gezimi planlıyorum şu anda. kendime bir tane minicik kot şort alıp -hiç minicik bir kot şortum olmadığını fark ettim bu sabah- sırt çantama iki-üç tane tişört, bir tane sweatshirt, deri ceket ve üç beş parça iç çamaşırımı atıp avare gezicem modern vikinglerin memleketlerinde..

yıllar sonra white nights'ı görecek olmak da çok heyecan verici. son birkaç haftadır haberleşiyoruz. çok da minnoş, dün bana kopenhag'da onda kalmayı teklif etti. bu arada benim norveç'te her nasılsa büyüyen bir arkadaş grubum oldu ve hepsi birbirinden tatlı insanlar. norveç-isveç-danimarka ve son durak olarak almanya yapıp dönücem. 8-9 gün kadar olmayacağım istanbul'da. eminim hiç de özlemeyeceğim.

yeni havadislerimle daha sık buralardayım.

çok yakında..

sevgiler,
jk

ps: şarkı biraz ironik oldu biliyorum, hâlâ dinlerken gözlerimden yaşlar akıyor. evet. kabul etmek zorundayım. üstelik birkaç aydır bir kız arkadaşı olduğunu da biliyorum. delilerle sümsükler arasında basit harmonik hareketlerle sallanırken buldu bi sümsük sonunda. dengesiz.



Şubat 27, 2017

At night a candle's brighter than the sun!


how fool I am, I've thought for a second 2017 might have brought me some nice things. It just showed some nice things and took all it back or made me upside down.

now..

I just dont know what to do.

I just dont know what I want.

I just dont know who I am.

I just dont know where I belong.

I am just as a 30 years old teenager in personality crises!

life is cruel. And I feel like mine's a bit more cruel. (right now I strongly felt guilty about what I've written a sec before when the refugees fleeing from the war, kids getting abused at street came to my mind. yes I am in that perfect mood again not surprisingly.)

I have a new age resolution in my mind which I really need to write but may not share/post it. But before than that, I deeply need to write what I made a mistake, what I didnt do properly, what I missed, what I'd been expecting from life and couldnt get, etc.. I need to face my mistakes and regrets during my 20's I've made and I definitely wont share of course!

Even trying to get over a break up all I need was writing. I cant get rid of my thoughts unless I write. I just want to be creative and productive again. (I just even dont remember when lastly I was productive or creative, I feel like I've been  neither productive nor creative, I donno.)

since the life starts at 30, I let it start in a different way with less rules, less anxiety, more fun and more "I only live once".

I'll do that resolution and I'll let you know babe!

kisses,
jk

ps: I know the headline is totally irrelevant, but I want it. from now on, it's gonna be like that.



Şubat 19, 2017

It's over!


It's over.

After a very long and kindda complicated break of going on dates, I had been seeing a guy, I had been feeling happy when I was next to him -at least-, I was laughing with him (or smiling all by myself after seeing him) and the most important part was that I've been wondering about him, what he likes, what he doesnt like, what he laughes about, what makes him sad or mad, etc.

Normally I don't.

Mostly I am a very self centered person, I like to talk about myself more. And mostly I find myself more interesting and cleverer or I am able to make things more interesting which they even dont or make boring things sound interesting (yeap that's what I do) than others. And I noticed that about myself better after him, I really dont want to know others cuz I've seen some other guys in that period and I didnt wonder any of them even a little, even though I still see one of them. at least for now. -he is a nicer and the way more interesting guy (according to societal expectations), and also we understand each other better cuz there is no language barrier.- but! there is always at least "a" but.

I've been feeling that I made effort more than I supposed to, which is a little tiring, confusing (for me at least) and also strange cuz in my line of culture -yes I am a feminist but it doesnt change how I feel about it- man chase. I didnt chase him, neither did he, actually neither of us needed to chase cuz we were seeing each other regularly, once in a week, and texting the rest of the week. But. I've been feeling -I think thats because I wasnt chased and I used to be chased- that I made effort more. Being chased by a guy I am not into never have made me happy or flattered during my whole life, far from it was mostly irritating. yes irritating. annoying is not enough to interpret/describe. anyway.

I really dont know what I really point out.

It's been more than 2 weeks after deciding not to see each other. It wasn't even a break up cuz we were just dating. -ok, I think no harm to call it as "date". he also has used it on the second time we've seen each other which was too early to call "date" for me and I hate all those rules I have to follow and mostly I dont. (I live with mines, my own unique rules "noone knows about anything and changes all the time" type of)-

I am well aware of I just exagerate stream of consciousness thing. a lot. now. (look, I even cant follow the rules about how to write properly!)

I know how you feel my dear lost reader. I know your inner voice says that what da fuck she bullshits. Just give me a little more time.

I feel sorry.

After that decision -middle of the night, in his bed and naked- I got ready to leave in 2 and a half minutes which was my own record and I strongly believe that I will not break it at the rest of my life. I did it. Said "bye" with an awkward gesture was kind of a waving, doing with both hands. or maybe more like "surrender hands up" kind of. saw a face. one of the eyebrows up. bewildered. didnt know what to say. hurt deeply. said to myself "wtf we did, even didnt talk about it in a dressed up and civilised way". went out. about to lost. found a cab. remembered that I didnt carry enough cash. listened to the weird jokes of cab driver about it which he doesnt demand money from young ladies in middle of the night. felt more awkward. drastically. realized that I didnt wear bra. felt super uncomfortable. found an atm. took cash. called my roommate. made a super long phone call. felt super relieved. came home. smoked a few cigarettes. drank a glass of wine. got mad and super angry while talking about matters. made a decision about him whom is a spoiled cheeky monkey, attention whore, having super weird, wealthy and dumb turkish friends and social climber pretends that didnt grow up in a bavarian suburb!

great! I wasnt the circus providing him fun all the time.

I'll be honest. I have up and downs. Mostly, even myself, dont know what to do till I do and mostly the things I've done be a surprise for even me. even if I look super decisive I mostly try so hard to keep my emotions/up and downs under control. I was not like that when I be next to him except one time (the topic of previous post). I mean, if I need to be more frank, I have not wanted to run kilometers away from the table during the dates. somehow happens all the time. I didnt get bored of him. I think it was because our interest levels to boring stuff were equal or at least very close. And I didnt believe that he might like me. because of the cultural differences I think. I didnt quite get the signals. or the words. (or maybe there was no signal at all.)

Making the long story short, instead of feeling better about him for a while, my "feeling good" level is decreasing. The whole relieved, feeling ok, "fuck off" mood has all gone. I didnt feel that bad after breaking up with my ex american bf (actually I hadnt felt there is that big cultural gap between us though). I started to feel like it was all shit I put him through and he puts me through. and we made a mistake. (maybe he just doesnt even think about, I dont know.)

I just feel like after all those years -passing through without even having sex- I lost the person who I really connect with. (is it possible to lose someone you never had?) (and I dont know it was even important for him, it seemed so a while, somehow.) sometimes I strongly feel regretful about what I've done. sometimes I remember the last conversation about late history of turkish economy between us and get still super mad. and I am not even a socialist which I didnt even regard pointing it out as necessary.

sometimes I desperately want him back.

sometimes I desperately make the things clear.

all I know is that we have rushed to judge each other. a lot.

loves,
jk

ps: as I told him too, brits are the most beautiful, the most intimate lovers on the earth. here is another example besides amy winehouse, paolo nutini, adele or sam smith and many others.

ps II: I had banned this song to myself just a week ago!



Ocak 25, 2017

keşke tekrar güvenebilmenin bi yolu olsa!

o kadar güvensizleşmiş ve paranoyaklaşmışım ki bunca zamandır gerçek anlamda kimseyle yakınlaşmıyor olmamın, gidip "sırf garanti olsun" diye hiçbir çekim duymadığım, benden vazgeçemeyeceğinden emin olduğum adamlarla görüşmemin nedeni aslında belki de kendimden kaçıyor olmammış, onu anladım.

şu evvelce söz ettiğim almanla -ona bi nick veremeyeceğim kadar değer veriyorum, kendi kendime girdiğim kıskançlık krizlerinden bunu anlıyorum, allam neler diyorum ben- görüşmeye devam ediyorum.

dün gece kendimi hayatımda ilk defa böyle gülen, böyle gözleri olan, uyurken aynı böyle çizgi film karakteri gibi görünen bir çocuk yapabilirim bu adamdan diye düşünürken buldum. (evet bekliyorum konfetiler gelsin.) ama sonra hemen pek tabii ki "yapardım ama beni çocuk yaptıktan sonra ya beğenmezse" diye gerilip vazgeçtim.

güya onda yemek yapacaktık. yapmadık mı? yaptık ama ters bir sırayla. önce yemek yapıp belki sonra gerilip arkasından sevişmemiz gerekiyordu oysa biz önce seviştik sonra.. sonra gerildik.

tam işte birbirimize yeterince aşk böcekliği yaptıktan sonra yataktan çıkıyorduk ki yatağın yanında bir "balm" buldum, böyle minicik, tatlı, cam bir kavanozun içinde.. tam orada daha önce elma vardı, uyurken onu rahatlatacağı düşüncesiyle konmuş, supersticious bir elma. önce tabii algılayamadım. sonra balm yazısını okuyunca nükleer atık avuçlamışçasına bıraktım yerine. bu ne, filan diye geveledim. o da gayet "ne! hiç görmedim onu!" filan gibi saçma ve overreacting bir tepki verdi. eğleniyormuş aslında. mutlu olunca öyle şeyler yapıyor, daha önce de tanık olmuştum ama o kadar tanımıyorum henüz ve bir de "başka kadınlar" konusuna fena halde takık durumdayım. o yüzden bana iltifat ettiğinde bile "nasıl bu kadar hazır-cevap olabiliyor, demek ki hep böyle laflar ediyor, ezberden takır takır oh oh hayırlı işleeer" filan gibi süper paranoyakça şeyler düşünebiliyorum. (şu anda yazdıklarıma kahkahalarla gülüyorum ama daha 15 dk önce dev bir kıskançlık krizi atlattım mesela. derin derin nefes alıyorum, amuda filan kalkabilirim.)

sonrası felç.. bende baya inme belirtileri gözlemlenebiliyordu. mutfağa girdik, o tavukları kızartırken bana bi şeyler soruyor, ben tek kelimelik yanıtlar veriyorum. böyle şapşik şapşik gülerek gözlerimin içine bakan bi adam var karşımda, konu ne onu bile bilmiyorum. düşünebildiğim tek şey "oradan bir an önce çıkmak", mp3 player'ımı kulağıma takıp yürüyebildiğim kadar yürümek, gerekirse bütün gece filan. inme belirtileri geçene kadar...

sonra masaya tabakları koyduk. yemeye başladık. saman yiyorum adeta ve kesinlike boğazımdan aşağı inmıyor. yutamıyorum. kalkıp bir bardak su aldım ama hâlâ çok kötüyüm ve kibarca, bir şeyler anlatmak zorunda kalmadan nasıl gidebileceğimi düşünüyorum. beynim 500 km/sn hızla çalışıyor.

derken o tabağını bitirdi. ben hala 3. lokmamı yutmaya çalışıyordum. ansızın "istersen benimkini de yiyebilirsin" dedim.
- sevmedin mi?
- hayır
- ooo ilginç. başka bi şey yemek ister misin?
- hayır
- iyi misin?
- galiba ben gitsem iyi olucak. (tam burada sesim kıçıma kaçıyor)
- gidebilirsin tabii, her zaman gitmekte özgürsün ama ne olduğunu bilirsem daha iyi olmaz mı?
- ne zamandan beri dudak balm'ı kullanıyorsun?
- ne!
- dudak balmı! ne zamandan beri kullanıyorsun?
- kullanmıyorum.
- hah ben de onu diyorum işte. ben bu işin bir parçası olmak istemiyorum. bu zincirin.
- ne zinciri?
- senden böyle bir şey istemeye hakkım olmadığını biliyorum ama en azından etrafta başkalarına ait eşyalar görmek istemiyorum. çünkü çok kötü hissettiriyor.
- böyle zamanlarda gelip bana sormalısın gitmek yerine çünkü o dudak balmı değil.
- (ben göt!) deep breath and silence till death! çünkü o sırada ölmek filan istedim.

neyse efen'im, bi tür viksmiş. koduğumun viksini uzakdoğu'dan almış. bok var gibi onu dünyanın en şirin ve minik kavanozuna koymuşlar.

sonra elimden tutup yatak odasına götürdü beni, "bak, gel, kokla.. bu baya yakıcı bi şey dudaklarına sürersen yakar" diye açıklama yaparak.. ben böyle "bizde de var bundan, sadece bu kadar şirin kapların içine koymuyoruz" şeklinde bi açıklama-msı..

sonra benimle ilk kez yattıktan sonra bir daha kimseyle birlikte olmadığını söyledi filan. tabii ki inanmadım. çünkü sevilmeye/beğenilmeye/değer verilmeye layık olmadığına inanan bi paranoyak olmak bunu gerektirir.

velhasılı.. tecrübe dediğin şey gelirken insandan çok daha fazlasını da götürüyor galiba. geçenlerde yakın tarihimi iyi bilen bir arkadaşım, "valla her şey çok güzel gidiyor ve ben bu kadar güzel gitmemeli, bi şey gelicek başıma, hissini üstümden atamıyorum, çok endişeliyim" dediğimde "yeter josephine'm yeter. bunca şeyden sonra güzel bi şeyi hak ettiğine inanmıyor musun," dedi. uzunca bir süre sustum sonra "hak ettim tabii" diyebildim. aslında gerçekten hak ettiğime çok inanıyor olsam da hayata/hayatıma, bu topraklara, bu topraklarda yaşayan insanlara inancım, güvenim kalmadı.

o yüzden aslında otomatik olarak -konuşmanın devamını yazmıyorum ama gayet dürüstçe başka şeyler de söyledi- gayet dürüst bir adam var karşımda ama benim limitli güvenim üflesen dağılıyor.

ps: aklımdan geçen dahiyane senaryolardan birini hayata geçirseydim, tuvalete filan girdiğinde onu yatağın ortasına koyup evden kaçacaktım :')))) thank god!


Ocak 21, 2017

tinder maceralarım vol.3: nasıl hiçbir maceram olamadı?

eh! bi bakıma benim durumum..

özlüyorum. dünyanın en saçma şeyi biliyorum ama özlüyorum.

henüz çok az tanıdığın birini özleyemezsin!

çok korkuyorum. hiç hesaplamamıştım böyle bir şeyi. tinder sadece bir eğlence olmalıydı benim için fazlası değil. öyle çok da zeki bulmadığım, çok da beğenmediğim adamlarla date'e gidip kafa rahat takılmalıydım. yani böyle planlamıştım. ama hiç öyle olmadı.

en "olmaz" dediğim adam -yani bana bakmayacağından her nasılsa 100% emin olduğum adam- ilk hareketi yaptı. buluştuk ve ilk gördüğüm andan beri hislerim ve olumlu yöndeki izlenimlerim giderek çoğalıyor.

ve deli gibi kıskanıyorum. aman tanrım bu hisse o kadar yabancılaşmışım ve nasıl baş edildiğini o kadar unutmuşum ki! içimde fırtınalar kopuyor. instagram'dan "bu kızın fotosunu niye beğenmiş", "bunu da mı tinder'dan buldu acaba", "bu kim, bunu niye takip ediyor", "kaç kişiyle daha görüşüyor olabilir" vs diye düşünmekten helak oluyorum.

diğer yandan beni hep şaşırtıyor, kafamdaki "alman" stereotype'ını yerle bir etti. o kadar düşünceli ki kafatasını açıp beyin kıvrımından öpmek istiyorum bazen. (hannibalistik romantizm anlayışım vol 1.)

onun da bana karşı hisleri olduğunu biliyorum. zaten hiç saklamıyor. kartları hep açık o yüzden ben de -her ne kadar hâlâ üstümdeki içine kaçma hissini atamadıysam da ve o da bunu çok iyi biliyor ve görüyorsa da- daha açık davranmaya çalışıyorum çoğunlukla.

hâlâ tam olarak -benden ötürü- randıman alamamışsak da yatakta çok iyi. hatta açık ara gördüğüm en iyisi olabilir.

ben bu adamdan baya hoşlanıyorum ve akıntıya kapılmamak için çok zorlanıyorum. o yüzden tinder'dan başka birilerini daha bulup onlarla da görüşmeye karar verdim.

n'olur sanki bana aşık olsa ve beni çok sevse! n'olur yani!

sevgiler
jk


Ocak 15, 2017

başka cehenneme ne hacet!



hasta oldum :(

boğazım ağrıyor ve bademciklerim şişti. yatıyorum. yani dün bütün gün yattım. sabah 6'da gözümü açtım. anlamsız bir gülümseme yüzümde. yazışmalarımızı okuyorum filan. fotoğraflarına bakıyorum. baktıkça, okudukça daha çok hoşuma gidiyor.

uyuyakalıyorum tekrar başka şeyler okurken. gözümü bir açıyorum, yeni fotoğrafıma şirin ötesi ve saçma bi yorum bırakmış.

sonra facebook'ta aşağı doğru kaydırırken sur'da özel harekatın taciz ettiği 9-10 yaşlarındaki kız çocuğunu görüyorum. ilk görüşüm değil şüphesiz ama içimin cız etmesine engel olmuyor. hissettiğim mutluluk için kendimi inanılmaz suçlu ve utanç içinde hissedip ağlamaya başlıyorum.

derin derin nefes alarak bilgisayarın başına oturuyorum. sonrası bunlar işte..

öyle bir cehennem yarattılar ki bi başkasına ihtiyacımız kalmadı.

sevgiler
jk


Ocak 14, 2017

her şey güzel olsun! (fingers crossed)

in the most unexpected way!

"I still can smell you and I like it"

hayatımda aldığım açık ara en güzel mesajı aldım. daha fazla anlatmak istemiyorum. sadece 2.5 yıl süren seks orucumu bitirdiğimi ve bu almandan gerçekten hoşlandığımı bilmenizi istedim.

hem herkese her şeyi anlatmak istiyorum hem de büyüsü bozulacak, kötü şans getirecek diye kimseye bir şey söyleyemiyorum. hayatımda ilk defa biriyle yüz yüze görüştüğüm ilk gece birlikte oldum ve üstelik "seni evine bırakabilirim" diyen birine "beni evine davet edebilirsin" diyerek yaptım bunu. tabii tüm cesaretimi toplamam gerekti. son damlasına kadar.

ah kendimi ona teslim olmaya çok hazır hissediyorum ve bir taraftan da deli gibi korkuyorum.

çok uzun süre sonra ilk kez kendimi bu kadar mutlu hissediyorum. yüzümde anlamsız bir tebessüm.. lütfen her şey iyi, güzel olsun. bu adamı gerçekten hayatımda, yanı başımda istiyorum.

son olarak "artık" stereotype'lar hakkında konuşmayı ve düşünmeyi bırakmalıyım sanırım.

sevgiler
jk




Ocak 07, 2017

sevgili evren bu adamı istiyorum! vol. 2.0


heyo! listemi güncelledim. yaş ilerledikçe liste uzuyormuş onu gördüm. baştan gelen ps: okuma, şişersin! asjsdlkjsdflsdf :D
  • her şeyden önce "heves", "aşk" ve "sevgi" arasındaki farkı bilmeli. tez canlı olmamalı, ısrarcı ve arsız olmamalı. biraz daha utangaç erkekler daha sempatik geliyor artık. varsın daha yavaş olsun, tabakhaneye bok mu yetiştireceğiz!
  • aceleci olmamalı ama umursamaz da olmamalı. timing önemli.
  • güven vermeli!
  • fiziksel özellikler -evet, şüphesiz hepimiz için çok önemli- ama o fiziksel özelliklerin ardında emek verilerek ter, göz yaşı, kahkaha, hüzün, mutluluk, sevinç, uykusuz geceler, sinir krizleri, belki binlerce sayfa, yüzlerce film, şehirler, insanlar, sevgililer, ana-baba bir sürü şey var. onları da görebilmeli, daha önemlisi görmeye muvaffak olmalı ve bunu istemeli.
  • kendisinin farkında olmalı. 
  • kendine güvenmeli ve kendini sevmeli. (kendine aşık erkekler kategori dışıdır.)
  • dişler ve gülümseme çok önemli. ben karşımdaki adamın en çok gülüşünü sevmeyi seviyorum.
  • uzun boylu erkekler biraz daha avantajlı olmakla birlikte, boyunun çok önemi olmadığını düşünüyorum artık. ama evin içinde bir king kong'la yaşamak istememe hissim bakî! zarif ve uzun boylu birine eyvallah ama gerçekten insan irisi tipler, ı-ıh! hiç şansı yok onların benimle. korkuyor ve dahası rahatsız hissediyorum. (olası bir tartışmada aşağıdan tavuk gibi gıdaklarken bulmak istemiyorum kendimi. net!)
  • şişko ya da zayıf olmamalı. hımbıl ya da çok atletik de olmamalı. kararında, dengeli ve en önemlisi zarif olmalı. çok yakışıklı erkekler zaten bana bakmıyor, ben de onları talep etmiyorum zaten, pratikte böyle bi sorun yok :P
  • elleri ve ayakları düzgün, parmakları dar ve uzun olmalı. topukları pembe, tırnakları kısa kesilmiş ve genetik olarak düzgün biçimli. ayakları ayakkabının şeklini bozmamalı, kıstas budur benim için.
  • hacı her şeyi geçerim ama insanın seçtiği ayakkabı, kişiliği, zevkleri ve gelişmişliği hakkında çok şey söylüyor, çok önemli. ayakkabısını beğenmeliyim. ilk buluşmada ayakkabı her şeyin içine sıçabilir yani. o derece.
  • aksesuar olarak saat, gözlük ve dahi kol düğmesi bile takabilir -gerektiğinde-, onun dışında belki küpe, limit:1 (bir) -ama sıcak bakmıyorum. zamanı gelince nişan yüzüğü filan -muhakkak- takmalı tabii.
  • kılık kıyafetine özen göstermeli ama o özeni çok abartmamalı. şimdi dürüst olmak gerekirse seviyorum moda dergilerinden fırlamış gibi gezen tipleri ama olmam onlarla. netleşelim kırlent aramıyorum, sevgili arıyorum.
  • zevkli giyinmeli. tarzlarımız kendiliğinden birbirine benzerse güzel olur. 
  • sadece dış görünüşe takılı -hem kendisi hem birlikte olduğu kadın için- boş beleş herifler bana uzak olsun. 
  • arkadaşları olsun, çok yalnız bir insan biraz korkutucu. ama ortam orospusu da olmasın, kıskanırım. 
  • dövme filan olmazsa iyi olur varsa da abartmamış olsun. ama olmayanı daha makbul. yarın öbür gün bi de ana-baba karşısına çıkarma ihtimali var. 
  • dindar olmamalı. hatta mümkünse inançsızından alayım.
  • ailesi dindar/değil fark etmez ama aile bağları çok güçlü olmamalı. ana kuzusu erkeklere katlanamıyorum başta babam olmak üzere. anne etkisinden sıyrılamayan erkeğin kişiliği gelişmiyor, net!
  • okur-anlar olmalı. yazar olmasına gerek yok. yazdığını sanan bi tip kati surette istemiyorum. var öyle modeller, baya. eskiden onlara beyoğlu civarında sıkça rastlanırdı.
  • politik olmalı ve anlamalı. kriter siyasetle politika arasındaki farkı tanımlayabilmesinden geçiyor.
  • ayakları yere sağlam basmalı. aptal puma olmamalı.
  • ben artık hayatımı idare ettirebilecek kadar kazanıyorum. hayatını idame ettirebilecek kadar kazanması önemli, kendisinden çok kazanan kadına bozulmuyorsa buyursun gelsin. 
  • en az benim kadar iyi bir eğitim almış olmalı. okul konusunda hala takıntılıyım. istanbul fikfik özel üniversitesi. hiç oluru yok. anadolu'nun teşnesi üniversitesinin de. düşünsene; -aa sen nerdensin, diyorsun. yanıt: "ıbdıllah gil inivirstisi" olduuuu! kib! bye!
  • düzgün türkçe konuşmalı, (türkçe anadiliyse tabii ;) aksansız ve anlamlı. ikinci bir dili iyi/çok iyi bilmeli. hatta gönül ister ki başka bir dilin "native speaker"ı olsun. (son gelişmeler ışığında gönül en çok bunu istiyor hocam! öyle.)
  • güzel kokmalı, günlük duş almalı. ama her şeyden önce teninin kokusuna bayılmalıyım. çok önemli. en önemlisi belki.
  • eğlenceli olmalı ama beni de sirk sanmamalı. gülmeli, kendi kendine yetebilmeli, sakin ve daha da önemlisi "stabil" bi insan olmalı. 
  • kendiliğinden uyum sağlama becerisi olmalı. 
  • çatal bıçak kullanmayı, yemek-sofra adabını bilmeli. adab-ı muaşerete uygun, döküp saçmadan, acele etmeden, saçmalamadan, o habitatın bir parçası olarak! 
  • kasıntı olmamalı. (ay bayılazak gibi oluyorum düşündükçe..)
  • spor yapmalı, erkekte sıkı top gibi popo ve geniş omuz, az pazulu kol seviyorum. (postu bitirdikten sonra mastürbasyon yapıcam galiba ;) kas torbası löp et beyinlileri sevmiyorum. dağa filan da tırmanmasa iyi olur. 
  • kedi seven ve straight erkekleri seviyorum! onlar benim bebeklerim :D kedi sevmesi obligatory, evde kedi var. bi de kedinin bizi sevişirken izlemesinden de rahatsız olmamalı :D lkjaldkjsldjks
  • dinlemeyi bilmeli. her boku çok bilen erkeklere katlanamıyorum. bilsin tabii bilmesin demiyorum ama "yanlışın var" falan gibi laflar bir adamı baltayla ortadan ikiye bölme sebebi benim için. (evet vikingleri izliyorum.)
  • bir ilişki için ortak noktalar çok önemli. benzer hayat perspektifi çok önemli. bir de karşısındakinin fikrine kulak veren, önemseyen, birlikte olduğu kadını zeki, komik filan bulan erkek çok önemli. özetle beni zeki ve komik bulan bir adam istiyorum. benim kötü espirilerime birlikte gülmek zorundayız ama onunkilere gülmek konusunda söz veremem! :D
  • işime -ona sormadıysam fikrini- karışmamalı. ne giydiğime, nerede kiminle olduğuma, ne yaptığıma... bilgi alma hakkı tabii var. ufak tefek kıskançlıklar da olsun ama çok ufak tefek. çok çok ufak. sevişirken heyecan katıcak kadar. 
  • güven vermeli. verdikçe karşılığını alacağından endişesi olmamalı. hem insanlara hem bana. her anlamda sözüne, kişiliğine güvenilebilir bir insan olmalı. en önemli ikinci şey. hayalkırıklığına uğramaktan çok sıkıldım ve yoruldum. sırf tekrar örselenmeyi göze alamadığımdan çoook uzun süredir yalnızım.
  • karşısındaki insanların zekasını küçümsemeyecek kadar zeki bir insan olmalı. 
  • kel erkek konusu. üzmek istemem ama "libido killer" benim için. istisnai durumlar olabilir ama ben hep sevişirken saçlarını tutup çekebildiğim de bi adam hayal ediyorum, niye bilmem. göğüs, kolların ve bacakların diz/dirsekten alt kısmında kıl ok. ellerde olmasa çok sevinirim, evet. özetle kıllı erkek sevmiyorum.
  • bi de -kendim kara kafalı bi insan olmakla birlikte- kara kafalı erkek sevmiyorum. açık renkli erkek görünce gözüm gönlüm ferahlıyor. ama tabii bonus bu. olsa iyi olur.
  • vücut temizliği konusunda hassas olmalı. günlük duş, diş fırçalama, diş ipi kullanımı tamam olmalı. saçına belki çok çok az jöle sürebilir, after shave filan kullansın. hatta -tamam izin veriyorum- ara sıra benim nemlendiricilerimden bile aşırabilir.
  • geçmişe güzel bir sünger çekmiş olmalı. ben çektim. lütfen.
  • temiz olmalı, pasaklı olmamalı, kendi başına yaşıyorsa temiz ve kısmen düzenli bir yaşam alanı olmalı. 
  • 28-39 aralığında olmalı yaşı. "tek başına" yaşaması -aile ya da arkadaşlarıyla değil- tercih nedeni.
  • cömert olmalı. savurgan ya da pinti değil, cömert. tutumlu olmayı da bilmesi gerekiyor. harcamalar konusunda çok titizlenen insana da çok yüklenici olana da tahammül edemiyorum. bi taraftan da bi almanla görüşüyorum, kafam çok karışık.
  • "sosyal medyayı zaman geçirmek, eğlenmek öğrenmek için kullanmalı. sağlıksız kadın erkek ilişkileri yahut sosyal ilişkiler kurmak için değil. internet=kaybedenler kulübü!" böyle yazmışım ama bu konuda fikrim yüzde 100 değişti. neden olmasın çizgisindeyim. ama bağımlılık kısmı farklı tabii.
  • "yeni şeyler denemeden duramıyorum" diyen bir reformist değilse de yeni bir şeyler denemeye açık olmalı "her anlamda" ;) ama çok hassas, kıldan ince kılıçtan keskin dengeleri var yenilik mevzunun, ona göre. 
  • bi adamda en çok duymayı sevdiğim şey "sen nasıl istersen!" hele "whatever you like" diyen bi erkekten daha seksisi yok. net! (diğer çok önemli de bu.)
  • çocukları sevsin. ama sağda solda gördüğü çocuklara "temas" etmesin, ellemesin. en bi sinir olduğum şey. bi de ben çocuk sevmediğim için beni yargılamasın, kafasını kırdırmasın.
  • net ve dürüst olmalı. öküz ve unpredictible erkeklerden gına geldi. nazik bi şekilde hoşuna giden ve gitmeyen her şeyi söyleyebilmeli.
  • sadakat önemli. 
  • elimi sıkı sıkı tutabilmeli. (fiilen ve mecazen söylüyorum.)
  • kadın erkek ilişkileri konusunda hamam böcekleri gibi olmamalı. ah tamam şu yönde gidiyor derken anlayamadığım bi şekilde yön değiştiren erkeklere ayar oluyor, onları üstlerine basarak ezmek zorunda kalıyorum!
  • karşısındaki kadının -yani benim- hislerini önemseyen, seks dahil olmak üzere herhangi bir konuda yalvaran, ısrar eden ya da baskı yapan erkek. sıfır. siktir git şimdi. 
  • sanatsal aktiviteleri sevmeli. her anlamda gelişmiş ve inceltilmiş zevkleri olmalı. pseudo-intellectual'a geçit vermem. "kahve-kitaplar" filan diye tatava yapan adamın ağzının ortasına kürekle vururum. okka!
  • kendini abartan erkek. bi siktirip gider misin? yani tamam çiftleşme dansı yapıyorsun anlıyor ve çabanı takdir ediyorum güzel kardeşim ama bokunu çıkarma.
  • flört, tanışma vs başlangıç aşamalarında çok agresif erkek. telefon numarası isteyen erkek. (bir kadının kendiliğinden telefon numarası vermesi zor, biliyorum ama sen ver arkadaşım ve kızın aramasını bekle! o da hoşlandıysa en azından bi whatsapp mesajı gönderir.) baştan üstünü çiziyorum.
  • dengeli bir insan olmalı. benim dengeme kastı olmamalı. 
  • kendinden başkasını sevebilen biri olmalı. sevgisini gösterebilen biri olmalı. sürekli söylemesine gerek yok, değer verdiğini ufak tefek şeylerde görmem yeter.
  • tamamen ilgisiz de olmamalı.
  • karizma önemli.
  • bir tarzı olmalı. sindirmiş, bütünleşmiş. yaptığı hiçbir şey sırıtmamalı.
  • kendi işini kendi becerebilmeli. 
  • açgözlü olmamalı. her anlamda.
  • çalışkan olmalı, işkolik de olabilir tamam. ama yüzünü göremediğim biriyle ne kadar yürür bilmiyorum. 
  • yatakta iyi olmalı. ama bu biraz karşılıklı cinsel çekim meselesi. fantezi dünyası geniş olabilir ama beni aşmasın. 
  • kıskandırmak için saçma sapan şeyler yapmamalı. böyle zırvalar ancak güven kaybettirir başka bir işe de yaramaz. 
  • sorumluluk sahibi olmalı. dahası sorumluluk almaya da hazır olmalı. her anlamda. ben de sorumluluk sorumluluk diye ölmüyorum ama hayatta öyle anlar vardır ki hiç istemesen de küt diye sırtına bırakıverir yeni yeni yükleri, o zaman toz olup gidecek bir adamı da istemem. 

new year's resolution!


yeni yıl yeni başlangıçlar..

kendimi iyi hissediyorum, tabii canımı çok sıkan ve artık kronikleşmiş problemlerim var ama aşacağıma inancımı yitirmedim! (işte galiba ben şu 30 yıllık ömrü hayatımda en iyi bunu öğrendim: vazgeçmemek ve düştüğüm yerden kalkıp tek başına da olsam devam etmek!)

2016 20'lerimin sonuydu. resmi olarak -yıl hesabından- 30 oldum. tuhaf bi şekilde geçtiğimiz yıla kadar hep yaşımı olduğumdan büyük sanırdı insanlar, birden bire artık 27-28'e sabitlediler. hehe! ilginç bi şekilde dilimden düşürmesem de ben de pek 30 hissetmiyorum. 

şimdi 30'a bir ay kadar kalmışken iki dileğim var: 

1. hayatımın geri kalanının öncesinden daha kolay ve problemsiz geçmesi ve 20'lerimi bana hiçbir surette özletmemesi.. her yeni güne "oh be iyi ki oldum" diyerek uyanmak istiyorum her şeye rağmen!

2. -cross the fingers and wish me luck- aşkı bulmam. içimden bir ses şu ara ona çok yakın olduğumu söylüyor, umarım her şey iyi gider ve "o" the one'ın ta kendisidir, tabii ki ben de onun için öyle olmayı arzu ediyorum. karşılıklılık ilkesi dahilinde :P

herkese iyi bir yıl dilerim.

ps: boşuna #AllYouNeedIsLove denmiyor arkadaş. fikri bile insanı olduğundan daha iyi, daha anlayışlı, daha sevgi dolu bir insan yapmaya yetiyormuş ve ben fena halde unutmuşum. OMG!

ps II: bu şarkıya bayılıyorum! bu gruba da! geç keşfettiklerimden..

sevgiler
jk