Ekim 30, 2016

nope no way to be with you dude!


geçen yıl yurtdışına çıkmadan evvel -kedim bana yazmam için izin vermiyor- dişçiye gitmiştim. arkadaşımın arkadaşı olan bir dişçi. sonra yurtdışına çıktığımda birkaç hafta sonra arkadaşımla konuşurken bana dişçi arkadaşını gördüğünü ve benden söz ettiklerini söyledi. işte çok hoşlanmış zart zurt, ne zaman döneceğimi, kalıcı olarak mı yerleştiğimi filan sormuş, o da anlatmış.

birkaç ay sonra dönerken arkadaşımla beni havaalanından alması konusunda anlaştık. Buluştuk sarıldık ettik filan. çıktık dışarı ben taksi beklediğimizi sanırken önümüzde bir jip durdu. arkadaşım diş doktoru arkadaşıyla gelmiş beni karşılamaya. biraz şaşırmış, bolca da rahatsız olmuş şekilde bindim arabaya ya da tırmandım mı demeliyim bilmiyorum. amerikalı sevgilimle ayrıldıktan sonra bir kere de baş başa buluştuk. haberler tabii uçuyor ona. tabii ki aramızda bir şeyler olma ihtimali yoktu, sadece olamayacağını söyleyebilmek için bir kere buluşmamız gerekiyordu. zaten eve dönmek istediğimde yarım saat ısrar edip sonunda beni film izlemeye mecbur etmesine de gıcık olmuştum. ve film sırasında ilk yarım saat boyunca "allam ne işim var benim burda, ben eve gitcektim" diye kendimi filme bir türlü verememiştim.

şimdi düşünüyorum da jipe binen biriyle zaten aramda bir şeyler olma ihtimali yok ki. kim istanbul gibi bir şehirde hatta herhangi bir şehir merkezinde "arazi taşıtı"na biner?! ve bu ne tür bir gösterişçiliktir?!

istanbul'da jipe binen herkesin kafasına gökten meteor düşmesi dileklerimle. bencil denyolar.

sevgiler
jk


Ekim 29, 2016

saçmalardan seçmeler II


geçenlerde bilimfili'de rüyalarla ilgili bazı bilimsel fact'lerin anlatıldığı bir makale okudum. çok ilginç bulduğum detaysa "rüyaların genelde olumsuz hisleri tetiklediği, gerginlik, endişe gibi duyguların rüyalara hakim olduğu" idi.

normalde ben çok güzel rüyalar görürüm. tatlı tatlı uyanırım ve sonra hemen tekrar uyurum kaldığım yerden rüyaya devam edebilmek için. o günden beri rüyalarımda hep huzursuzum, hep bir gerginlik hep bir endişe hakim rüyalarıma. bilimine sıçayım, huzurumu kaçırdı.

*
amerikalı sevgilim catcher in the rye kitabını getirmişti bana thanksgiving hediyesi olarak. sonra amerikan dili ve edebiyatı mezunu bir arkadaşım ben sevmiştim ama seni açmayabilir, muhafazakar değerleri yücelten bir tarafı var demişti. benimki de zaten muhafazakar, hemen gıcık olup kitabı bıraktım. sonra bir düşündüm, ben insanlardan kitap, müzik, dizi, film tavsiyesi almayı sevmiyorum. "bunu okusana, çok seversin" diye bana arkadaşlarım tarafından okutulan kitaplardan -özellikle- hiç memnun kalmadığım birkaç tecrübeden sonra tavsiyelere kulaklarımı tıkadım galiba.

bu arada memnuniyetle film kitap tavsiye ederim isteyene :)) mesela me before you, detachment, trumbo, miss potter, imagine me and you, bridget jones's baby, violette, the man who knew infinity bu ay izlediğim filmler arasında favorilerim. imdb'de 8-9'u kaptı hepsi benden.

*
geçtiğimiz hafta amerika'ya göçmenlik için başvurdum. bu ülke çok tatsız bir yer artık. sevdiğim hiçbir şey yok içinde artık. birkaç kişi dışında.

*
ben bu yaz aşık olmuştum ya. (burada bir link var ama bir şekilde ayarlarımdan mütevellit işaretleyemiyorum.)

dün o geldi aklıma. bir kere daha görmek kısmet olmadı valla (bkz: bir yaşlanma belirtisi olarak kısmet olmak). geçen gün porno izlerken orada adamın kadına "yuar gorcıs. model olabilirmişsin" dediği sahnede de aklıma gelmişti. üstelik kadın da kikirdeyip teşekkür etti. belki model olabilirmişsin iltifatından sonra ben de az kikirdeyip teşekkür etsem şu anda boy boy çocuklarımız vardı. asdkjslfkjsdf off çok güldüm buna. bi gün bir yerde karşılaşır mıyız acaba tekrar.. londra'da mesela.. o.0

keyifli haftasonları herkese..

sevgiler
jk



Ekim 07, 2016

ilişki fobisi


geçenlerde eski sevgilimin -şu aksaray'ın ucuz tavernalarından çıkmayan ve beyaz türk olan- yılbaşı partisinde tanıştığım ve esasen onun yakın arkadaşı olan bir arkaşımla görüştüm. aslında toplasan 3-4 kez ancak görmüşüzdür birbirimizi. başka bir şehirde yaşayan bir akademisyen kendisi. zaten yılbaşı ertesi kahvaltıda da eski sevgilim yerine daha çok onunla sohbet etmiştim. arada yazışırız o istanbul'a geldikçe arar, buluşur bi kahve içeriz. tatlı bi insandır. orta direk, kentli bi arkadaş istanbul'da zor bulunan bir şey, sırf bu nedenle bile görüşmeye devam edebilirim.

şimdi alakasız görünen bir hikaye anlatıp bağlayacağım iki durumu.

iş arkadaşlarımdan ikisi hamile. sigara içmek ve hamilelik temalı bir konuşma yapıyorduk. ben de -huyum kurusun- heyecanlı heyecanlı bi şeyler anlattım, hamilelik tecrübesi olan insanlara konuşma fırsatı vermiyorum. gene çok bilmişliğim üstümde. bunu da fark edince bi durdum ve "bana da n'oluyosa zaten çocuk yapmayı da düşünmüyorum ki içeyim ben sigara" dedim.

sonra arkadaşım, canım arkadaşım ve yöneticim aynı zamanda ve biliyorum ki beni erkek kardeşine yapmaya çalışıyor, inceden öyle bir çaba içimde, dedi ki: "sus kız, öyle deme. hiç belli olmaz o işler."

bu tür tartışmalardan sağ çıkan görülmemiştir, insanlar öfkeleniyor, "çocuk istemeyen bir kadın" görmeye tahammülleri yok. ben de uzatmamak adına "hehe haklısın" filan diye geveledim. ama sonra gece kan ter içinde "hayır, aman tanrım benim çocuğum olamaz, istemiyorum ki, nasıl olur" filan diye uyandım. baya tişört değiştirmem gerekti o kadar terlemiş ve korkmuştum. üstünden hayli zaman geçti ama ilk değildi bu. daha önce de çocuk, evlilik filan gibi temaları olan rüyalar görüp korku ve ter içinde uyanmışlığım var.

ilk mevzuya dönüyorum. o arkadaşım ve ben, iki geveze ötesi insan, ay konuş konuş bitiremedik. iki mekan değiştirdik. gece saat 2 filan oldu. bu insanın o saatten sonra şehir dışına çıkması ve 3-4 saat araba kullanması gerekiyor. yapamadım. dedim ki "sen bu akşam bana gel işin yoksa yarın dönersin." o da kabul etti. ama şöyle de bi durum var, bizim aramızda da tuhaf bir gerilim var, arkadaş arkadaş değiliz, o lanet kuku-pipi gerilimi var. bi farklılık var yani.

neyse eve geldik. ben bu arkadaşıma oturma odasında yatacak bir yer hazırladım. kendim de gidip yattım. koridora kapatılan kediler her ne kadar huzur vermedilerse de ben de uyuyamadım. bölük pörçük, kısa kısa rüyalarımın teması onunla sevgili olmak istemediğim, şehirler arası gidilip gelinen bir ilişki istemediğim, sevgili istemediğim, ilişki istemediğim filan yönündeydi. ay felaket stresli bi gece geçirdim.

özetle. çocuk ve evlilik fobilerinden sonra sanırım ilişki fobisi de geliştirmişim. yalnızlığın o huzur dolu keyfine ve özgürlüğüne fena halde kaptırdım kendimi galiba. sanırım ben böyle çok iyiyim.

ps: bu arada 2 yıldır kimseyle yatmadığım ve aynı zamanda ilişki de istemediğim için ciddi ciddi fuckbuddy olayına filan mı girsem diye düşünmeye başladım. o.O

sevgiler
jk