Mayıs 02, 2015

sevgili iskandinav ruh eşim, evimin direği, çocuklarımın babası


bunu geçen gece yarısı bütün arkadaşlarıma biliyoz da konuşuyoz filan diye gönderdim. 
ama cidden öyle...


sevgiler
jk

ps: çocuk konusunda ciddiyim, tolga yahut white nights gibi bir adam olmadıkça doğurmayacağım.



Mayıs 01, 2015

aşık olmaya gittim dönücem II


bana her yalnız kaldığımızda -yani benim şu gay olan ve bizi tanıştıran arkadaşım var ya onun adı anthony olsun, o her tuvalete gittiğinde ki gayet kısa süreler bunlar, bana aynı grammer hatasını tekrar ederek üstelik aynı soruyu sordu: are there any good looking turkish man, why are you single?

ilkinde hiç anlamadım. wh-what sorry I don't understand, what did you mean, dedim. o arada anthony geldiği için konuyu hemen kapattı. sonra tekrar aynı şeyi yaptı. yine sordu aynı soruyu. ben de "tabii ki var," dedim. hadi yine iyisiniz! halbuki göz var izan var, yok yani! o da görüyordur nasılsa, neyse. sorumu yanıtlamadı ve neden yalnız olduğumu sordu, ben de erkek arkadaşımla ayrıldığımızı söyledim filan ama kafamız da güzel tabii, bi taraftan da masanın diğer tarafından iyice yaklaşıp soruyor bunları filan. ve adam bana yaklaştıkça kalp ritmim bozuluyor, gözlerinden alamıyorum kendimi. istediği her şeyi söyletebilir yani sadece öyle kalsın istiyorum. ayrıldık filan diye bi şeyler geveledim.

- ayrıldık.
- ne zaman?
- birkaç ay evvel. ocakta. dört ay olmuş.
- wow! çok yakınmış, anthony bizi o zaman tanıştırdı!

yuh! filan diye kaldım. neyse ki yine anthony damladı hemen. düşüncesiz ve salak bi arkadaşım olduğu için, oyalan işte azıcık orada dingil!

bir ara yan masada ağzıyla değil başka bir tarafıyla içmiş bir herif vardı. sonra iki masa arasında yani bizim masamız ve o çocuk arasında gerginlik oldu. saçma sapan bi konu olduğu için detay vermiyorum ama en son o çocuğu gönderdiler çünkü orası bizim düzenli gittiğimiz yerlerden biri ve ben de bu arada sürekli "bir problem mi var" diye sorup duran tolga ve yan masayla didişen anthony arasında kaldığım için en sonunda "ah çok gerildim hadi içelim" dedim. kadeh kaldırdık ve cümle şu: "don't be I'm here." ben yine şok! neyin kafasını yaşıyorsun diye gözlerimi belertmiş bakarken karate yaptığını öğrendim. tabii bu tepkiyi bi türkten alsam muhtemelen orada biterdi bütün hoş duygularım ama o kadar sevimli ki gülüp geçtim.

başka bir ara spor yaptığını çünkü bekar olduğunu ama işte evlendikten sonra tüm erkeklerin isveç'te de göbek bağladığını filan anlatıyordu. ceketini çıkardı kaslarını gösteriyor bi şey bi şey. ben zaten kendimden geçmiş adamı izliyorum. o da kendini elliyor filan. şımarık ve serseri bi tarafı da var şüphesiz. ama seni hayattan soğutmuyor, çünkü doğal. bi de sanırım ben genel olarak türk erkeklerine ve dahi tüm ortadoğulu erkeklere bazı konularda haksızlık ediyorum. yani benim yaptığım çiftleşmek isteyen bir erkek tavuskuşuna "açma lan o kuyruğu artiz" demek gibi bi şey sanırım. ama tabii böyle söyledim diye övünmeyi ve şişinmeyi abarttığınız gerçeğini göz ardı edemeyiz.

neyse.. ara ara benimle tatlı tatlı flört ettiği hissine kapıldım. ve güzeldi. ve dört gözle dönmesini bekliyorum.

sevgiler
jk


aşık olmaya gittim dönücem!


benim şu iskandinav arkadaşım -ona tolga diyelim- geldi. yani o tarihten beri tam üç defa geldi. her gelişinde tanışmak/buluşmak için ziyadesiyle heyecanlıydı ama bir şekilde beni bir yere davet etmediği için yahut davetime icabet etmediği/edemediği için buluşamadık. ta ki bu gelişinde, döneceği günün öncesinde akşam barda tesadüfen karşılaşana kadar.. ve şu yanı çok güzel ki bizi tanıştırmak isteyen ortak arkadaşımız da oradaydı. yani biz bir masada tolga ve avusturalyalı arkadaşları başka bir masada oturuyorlarmış.

büyük sürpriz oldu ama iyi ki oldu. çünkü adam çok tatlı. hem acayip yakışıklı ve seksi hem çok şirin ve komik hem çok eğlenceli ve sıfır kompleks... bi de tam sevdiğim tip, ufak tefek görünüyor ama uzun boylu ve ince yapılı gayet fit bir adam. onu istiyorum. ondan küçük tolgalar küçük josephineler üretmek istiyorum, o kadar ileri götürdüm işi! 

yok yok! abartıyorum evet ama şaka bir yana bu dünyada evrim aşkına insan neslinin devamı için birinin genlerinin aktarılmaya devam etmesi gerekiyorsa bu kesinlikle tolga olmalı :) yani bir gün biriyle evleneceksem bu tolga ya da ona benzeyen biri olmalı. onunla yaşlanmazsın. çünkü adam mutlu, keyifli ve kolay bir insan. mutlu olmak için birini mutsuz etmeye ihtiyacı yok. sayko bi ihtiyar olmak istemiyorum, tonton bi teyze olmak istiyorum büyüyünce. bunu bir türk erkeğiyle başarmak imkansız. ama onunla olabilir bu. anlatabiliyor muyum?!

güzel bir gece geçirdik. 5-6 saate yakın oturduk, yandaki barın üst katında arkadaşları fuseball oynuyormuş gece saat 2'de onlara katılmayı teklif etti. ertesi gün çalışacağımı söyledim. ısrar da edemedi "gidiyorsun yani" dedi sadece ama bakışları  öyle tatlıydı ki!

tekrar gelicek mayıs ayında. bizi bir yere davet etti, bir etkinliğe.

güzeldi, hoşlandım ondan.

yılda bir kere bir iskandinav'la tanışıyorum ve yaşadığımı hissediyorum. çünkü birilerinden hoşlanamıyorum ve kendimi sorgulamaya başladım artık. jesus! neyse ki iskandinavlar var!

ps: bi de öyle güzel kokuyordu ki! aaaaah-ah!

sevgiler
jk