Aralık 27, 2014

fırında mercimek var yersen!


işte o arkadaşlarımın tanıştırdığı hani aramızda ciddi yaş farkı olan biri vardı ya, hah işte onunla bir aydır takılıyoruz. aramızdaki yaş farkı hiç hissedilmiyor. ama ara ara geyiğini yapıyoruz tabii. mesela olimpos'un olimpos olduğu zamanlar diyor. sene kaç, soruma "97-98 filan" yanıtı geliyor. akabinde ben de "hımmm o zaman ben ilkokul 3'e gidiyordum" diyorum, mesela. sonra "aman tanrım" deyip gülüyoruz. ardından "beni o zaman görsen saçlarımı karıştırıp gidicektin ahhaha," diye gülüyorum. onun şaşkınlığına da gülüyorum. falan filan. ona bir nick vermeyeceğim ve burada çok anlatmayacağım da. adrien'la nathaniel'la hatta half blood ingiliz arkadaşımla yaptığım her şey ne kadar garip/yanlış/eksik geliyorsa onunla yaptığım her şey o kadar doğru geliyor. tamam arada yine koşarak kaçmak istiyorum ama durduruyorum kendimi. bürokrat bir aileden geldiğinden üniversite bittikten sonra mba ve iş için türkiye'ye yerleşiyor, evveliyatında hep kısa sürelerle burada olmuş o yüzden türk insanına pek benzemiyor. ama zaman içinde o da bazı şeylerden nasiplenmiş tabii.

üstelik aşık filan değilim. üstelik fırtınalı bir aşk vs beklentisi içinde de değilim. evlenip çoluk çocuğa karışma hayallerim yok. sadece güven veriyor. kötücül bir kafası ve ruhu olmadığından emin olabiliyorum, bi şekilde. çok zarif... birlikte tatile çıkmak için planlar yapıyor, sadece dinliyorum. sonra durup "o zaman para biriktirmeye başlayalım" gibi düşünceliliklerle benim gönlümü kazanıyor. üstelik ikimiz de onun para biriktirmeye ihtiyacı olmadığını biliyoruz.

ama tabii bana küçük bir ayar çekti başta. "sen kadınsın, ben de erkeğim. tamam mı? rollerimizi karıştırmayalım. bunu seksist bi şeyler söylüyormuşum gibi düşünme ama nihayetinde nasıl kırıtan bir adam sana çekici gelmezse bana da herkesi yönetmeye çalışan, emrivaki yapan bir kadın çekici gelmez" diye. arada hesap ödeme konusunda "bütün cevvalliğinle hesabı ödemek konusunda direniyorsun yani" diye iğnelese de asla erkeklik taslamıyor. ama tabii "alman usulü ödeyelim"e de dönmüyor iş. başlarda bu hesap mesap ödeme işi baya asap bozucu oluyor çünkü. üstelik erkekler bu konuda çok hassas. bazısı hesabı ödemeye/paylaşmaya kalkınca -yerli yabancı fark etmiyor- bozuluyor bazısı ona ödetince filan. böyle böyle zehir oluyor içtiğin iki tane bira.

her neyse...

bu gece... ilk defa birimizin (onun) evinde buluşuyoruz.

bolonez soslu makarna yapıp film izleyeceğiz. bir şişe şarap eşliğinde...

sevgiler
jk