Kasım 29, 2014

Kasım 28, 2014

you are so vain!


yine adrien yine travma...

işten birkaç gün izin almıştım. kabusa çevirdi hayatımı. yine. 

psikolojisi tamamen bozulmuş. sevdiği kadın bir ortak arkadaşlarıyla birlikteymiş. hastanede insanlar ona karşı kutuplaşmaya başlamış. bla bla. bi şeyler geveledi. ne kadarı doğru ne kadarı yanlış bilmiyorum. adrien bu, isminin adrien olduğundan bile şüphe etmek gerek.

üstelik ağladı. karşımda. tam karşımda. gerçekten ağlayan erkekler konusunda çok sıkıntılıyım. katlanamıyorum bir adamın karşımda ağladığını görmeye.

üstelik nasıl aklını kaçırmışsa benden bu yaptığımı düzeltmem konusunda yardım istedi. zaman zaman tehditkar zaman zaman ağlayarak.

midem bulanıyor.

bana "sen yazarsın, ne yazdıysan birkaç cümle daha yaz, düzelt bunu" filan dedi durdu. uzunca bir süre tam olarak ne istediğini anlamadım. sonrasında açık açık benden "şu tarihe kadar aramızda gerçek bir şey geçmedi, benimki platonikti, o maili de sana belki yaptığım bana adrien'ı kazandırır diye gönderdim," diye yazmamı istedi. bu şekilde onun pis yalanlarına ortak etmek istedi beni. burada amacı kadıncağızı geri kazanmak mı, yoksa mağduru oynamaya duyduğu aşk mı, bilmiyorum. işin aslı merak da etmiyorum. 

bizimki bir tür hesaplaşmaydı artık. umarım bir daha hayatımın sonuna kadar adrien gibi bir adamla karşılaşmam. ona öfke bile duymuyorum artık. sadece midemi bulandırıyor. olup biteni hatırladıkça fiziksel olarak hasta hissediyorum kendimi. sanki midemi üşütmüşüm ya da yediklerim bozukmuş, zehirlenmişim filan gibi.

üstelik çok zor bir konuşmaydı. her zamanki gibi sadece kendisi saçmaladı ve bana hiç kendimi ifade etme fırsatı tanımadı ama yine de benim durumumda birinin o zırvalarına katlanması çok zordu. buna rağmen benim bir kere gözlerim doldu. o ise geçip karşıma suratını büzüştüre büzüştüre ağladı. çok korkunçtu.

keşke daha evvel bi kere ağlarken görseymişim. anında buz gibi oldum. 

bi tanrı varsa insanları adrien gibi kötülük içine işlemiş iblislerden korusun.

sevgiler
jk

ps: ben de bugün itibarıyla daha evvel arkadaşlarımın tanıştırdığı ama sonra arkadaşça görüşmeye devam etmenin daha mantıklı olduğuna kanaat ettiğim biriyle görüşmeye başladım. 15 yaş var aramızda. aradaki yaş farkı biraz kafamı karıştırıyor gerçi...  "öeeh! nikahıma almıcam herifi herhalde" deyip sallıyorum sonra. biraz kafamı dağıtmaya ihtiyacım var. çünkü her şeye rağmen adrien'ın şu son talebi beni acayip üzdü ve rahatsız etti. günlerdir yemek yiyemez bi halde battaniyenin altında oturuyorum. ruh gibiyim.

ps II: ve ben bu adamın -adrien'dan söz ediyorum- kadınlar üzerindeki etkisini anlamıyorum. kendimi de anlamıyorum çünkü o kadınlardan biri de benim, ne yazık ki! bi kafeden içeri girdiğimizde firesiz bütün kadınların dönüp bakması çok yorucu. hâlâ. ve ben hâlâ kıskanıyorum onu.

ps III: white nights bir sosyal medya ağından benim ona tanıştıktan birkaç saat sonra anahtar bırakmama ilişkin bir gönderme yapmış. şaşkın! aslında gönderme amacı bile taşımayan bir söz... ama belli ki şaşkınlığını hâlâ üstünden atamamış. gitmek istiyorum buralardan.



Kasım 10, 2014

'ciddi düşünen' sıkıcı insanlar gezegeni


iki arkadaşım 2014 yılı içinde tanıştı.
sevgili oldu.
sadece birkaç ay sonra evlendi.
yaz sonu yapılan evliliğin ardından ise şimdi bebek bekliyorlar.

geçenlerde bana geldiler. bebek 3 aylık. onlar yine birbirleriyle çok eğleniyorlar ama "daha bi ölçülü" olmuşlar. ya da daha hissettiğim şekliyle söylemek gerekirse eskiye oranla biraz sıkıcı olmuşlar. mesela tanrıtanımaz insanlardan "ya her şey o kadar mucizevi ilerledi ki hiçbir şeyi kontrol etmeye kudretimiz yok. bütün bu olup biteni kontrol eden bi şey var"a evrilmişler. her şeyi o kadar kadere bağladılar ki uykum geldi bi ara.

n'apıyolar abi? evlendikleri gece insanların yiyeceklerine sıkıcılık tozu mu atıyorlar?

ama neyse bunlar evlendikten sonra sıkıcı oldular. ben bi sevgili bulduktan sonra bütün dünyası ondan ibaret olan kadınlar tanıdım. bi tanesi de benim en yakın arkadaşım-dı hatta.

ps: yıl bitiyor. aradığım aşkı hâlâ bulamadım. bu seneden umutluydum.

ps II: 2015 bu yıldan daha hareketli ve heyecanlı olacak :)


Kasım 08, 2014

dinsizin hakkından imansız gelir-miş

piyale madra karikatürü... bu arada zor filan değilim sadece aptal değilim!

adrien'la ilgili son olup bitenleri hızla özetlemek istiyorum.

biz adrien'la sevişmeye başladık ya tekrar. o çok eşli, ben arayıştayım -yani en azından faaliyette bi şey olmasa da birileriyle tanışıyorum, görüşüyorum vs-. ama bu arada ısrarla "çok eşli olduğunu biliyorum bence sorun yok, kasma" dedikçe de adrien ya bu, huyu kurusun, saçma sapan şeyler yapıyor. söylüyor. aklınca beni deniyor vs. hatta işin bir ucu artık adrien tarafından uygulanan sistemli bir duygusal şiddete dönüşmeye başlayınca orada durdurdum.

bu defa ona onun dilinden yanıt verdim. kendisine pek bir şey açıklamaya hacet görmeden, yapmam gereken açıklamayı beni onunla onu benimle ve bambaşka kadınlarla hepimizi aldattığı "resmi" ve eski sevgilisine yaparak. evet, bunu yaptım. kendisiyle ne zaman tanıştığımdan başlayarak olup biteni kadına adrien dışında kimseyi suçlamadan anlatan bir maille açıkladım. tabii ki onun varlığından yeni haberdar olduğumu ama her zaman çok eşli olduğuna dair şüphelerim olduğunu filan da ifade ederek...

bu arada tabii adrien'ı bilmem ama ben inanılmaz üzüldüm sonra yaptığım şeyden sebep. durumu da pek kimseye anlatmadım. çünkü bu durum artık benim için de çizgi dışı. ama ısrarla böyle durumlarda kadınların son koz olarak deşifre etmeleri gerektiğine inanıyorum. nitekim etkili de oldu. hatta beni bir daha ararsa bu defa annesini aramayı düşünüyorum, hatta aramayıp direk kapısını da çalabilirim. içimdeki canavarı çıkardı artık ki o canavarı yakinen karmanın kusmuğu vakti zamanında tanımıştır. kendisi de tanımış oldu bilahare.

neyse...

sosyal mesaja boğmayayım. bu aralar -adrien'a yaptıklarımdan sonra- arkadaşlarım da kafamı dağıtmam, takılmam yahut sevgili olmam için birileriyle tanıştırıyorlar. çünkü onlara bu konuda müsaade verdim. "ben beceremiyorum, bana uygun birini siz bulun bari" diyerek... şu ana kadar ikinci kez görmek istediğim kimse olmadı gerçi ama bu akşam yine biriyle tanışacağım.

zaten white nights'la da neredeyse iki aydır haberleşmedik. ama 3-4 aya kadar kopenhag'da onu bulmayı/yakalamayı umut ediyorum. hoş gerçi hayalimdeki şehir kopenhag değildi ama olsun. bi prag, roma, paris dururken kopenhag... ımmmh! neyse canım.

sevgiler
jk

ps: bu da işte adrien'la bütün ilişkimi özetleyen bi şarkı...

ps II: "ne alaka abi, eski kız arkadaşı öğrense ne öğrenmese ne" diyebilirsiniz ama adrien olup biteni ondan deli gibi saklıyordu, çünkü onu tamamen kaybetme fikrine ve ona zarar verme fikrine dayanamıyor. aynı hastanede çalıştıklarından sebep de sürekli görüyorlar birbirlerini. ikinci olarak da nasıl ki birlikteliğimiz süresince defalarca gelip benden özür dilediyse gidip ondan da özür diledi. özledikçe geri kazanmak için her şeyi yaptı. tıpkı bana ve başkalarına yaptığı gibi... şimdi böylelikle listesinden iki kadın eksilmiş oldu. bi kere daha yaparsa annesinin de saygısını yitirecek!

ps III: itüsözlük'ten deli degilim'e teşekkür ederim. karikatürün altına ramize erer yazmışım, yanlış olmuş. sağolsun düzeltti. :)


Kasım 05, 2014

I need someone fix me!

üst kattan tuhaf gürültüler geliyor. sanırım sevişiyorlar ama daha çok evde bi yerlere çivi çakıyorlarmış gibi sesler geliyor. zaten ben bu satırları yazarken tık diye kesildi. aman tanrım çok kısa sürdü. en fazla 10 dakika...

gece saat 2.16... gözü yaşlı film izliyorum. tuhaf bir rahatlama hali var üstümde. yaptıklarımdan sonra. bir taraftan da acayip üzgünüm. hırstan, öfkeden, kinden, nefretten arınmış kabulleniş dolu gözyaşları bunlar... büyük bir kötülük de ben yapıp adrien'ı bana yaptıklarından ötürü sonsuza dek affettim. olup biteni şimdi anlatamayacağım.

"hiç senin olmamış bir şeyi kaybedemezsin" mi ne diyordu bir filmde.

öyle işte...

sevgiler
jk

ps: bunlar ara verip tekrar mı başlıyor lan? yeminle yorgan dövülüyor sanki evde.


Kasım 02, 2014

hiçten sebep can sıkıntısı


saçım başım berbat... on dakika sonra hazırlanıp evden çıkmam gerekiyor. duşa ihtiyacım var. saat 9 buçukta uyanıp bu saate kadar kızkardeşimle konuştuğum için katılmam gereken bir etkinliğe geç kalıyorum şu anda.

zaten pek keyfim de yok bugünlerde.

kasım sıkıcı bir ay olacak gibi duruyor. zaten en güçlü adayımın gay olduğunu öğrendikten sonra oyundan bi hayli düştüm. hevesim kaçtı!

neyse...

kalkıp işime gücüme bakmalıyım.

duş alsam mı, almasam mı?

ya daaaaaa gitmesem mi?

sevgiler
jk