Ocak 18, 2014

ingiliz gezgin&curious cat


geçen yıl bu zamanlar deli gibi beklediğim, ingiliz bir gezgin vardı, işte o geldi. kız arkadaşıyla birlikte. hey gidi ya. bir de bebek vardı!

şöyle olmuştu; biz birkaç gün birlikte zaman geçirmiştik. son gün ben onu yolcu etmeden önce aramızda bir yakınlaşma olmuştu. alkolün de etkisiyle bu ingiliz gezgin, benim saçlarımı filan okşamaya, sırtımı kolumu bacağımı filan sıvazlamaya başlamıştı.

Ocak 16, 2014

ilişkiyi kaldırabilecek ruh halinde değilim!


adrien'ı özlüyorum, deli gibi özlüyorum hem de. nesini özlediğimi ve neden özlediğimi bilmiyorum. son birkaç gündür özellikle çok yoğun bir biçimde özlüyorum. içimden ucuz slow-pop şarkıları çalan bir kanalı açıp bir tane bira eşliğinde hüngür hüngür ağlamak geliyor.

hislerimin bu kadar yoğunlaşmasında haftasonu başka bir adamla -şapkadan çıkan- aynı yatağa girmem de etkili tabii.

Ocak 11, 2014

aptal puma



 bugün kendiliğinden 9.40'ta gözümü açtım ve hazırlanıp yoga kursuna gitmek için 45-50 dakika zamanım olduğunu gördüm. teknik servisi arayıp duş alıp evden çıkmaya yeterdi bu zaman. lakin şu anda yoga kursuna gitmek üzere yolda değil, evde yatağımın içindeyim.

neden mi?

Ocak 09, 2014

sorun sende değil y geninde II


Yine bir başka konu siyah beyaz filmler… Yazdıklarımda üstüne basa basa sürekli orta karar, denge, abartısızlık, özetle “gri”lik vurgusu yapıyor olmama karşın, gelen tepkiler siyah ya da beyazdı! Dahası, yazdıklarımı da siyah ya da beyaz algılamıştı. Bu tabii yaşla da ilgili olabilir, diye düşündüm önce.

Ocak 08, 2014

sorun sende değil y geninde I


Geçenlerde modern zamanların tehlikesinin erken ergenlik olduğuna ilişkin bir haber okudum. Doğrudur! Lakin modern zamanların bir diğer tehlikesi de bitmeyen ergenlik! Artık erkekler ergenliğe erken giriyor ve çok sevmiş olacaklar ki “oradan” hiç çıkmıyorlar.

Dün yazdığım posttan sonra aldığım mailler ve eleştirileri bir başka post’ta yazacağım ama önce –hep kendimi anlatmayacağım ya- size de bir ayna tutmak isterim. Konuyla ilgilenenlerin hepsi erkekti, evet bir tane bile kadından mail almadım. (postu öğle saatlerinde yazdım, akşama doğru bir kadından mail aldım.)

Ocak 07, 2014

sevgili evren bu adamı istiyorum!

bu yıl aşk istiyorum demiştim daha önce de ama tabii ki evrene mesajımı en açık, net, anlaşılır haliyle vermeliyim önce.

okuduğunuz zaman kızabilirsiniz ama şöyle düşünün, ben de eskiden iki gönül bir olunca samanlık seyran olur, kafasındaydım lakin öyle olmadığını acı bir biçimde öğrendim. yani bana ömrü hayatımda ilk defa aşk isteden de kriterler koyduran da bugüne kadar getirdiğim tecrübelerim ve gözlemlerim.

ps: baştan uyarayım, bu yazı hakikaten "okunsun" diye değil, "evren beni iyi anlasın" diye yazılmıştır :))
  • her şeyden önce "heves", "aşk" ve "sevgi" arasındaki farkı bilmeli. tez canlı olmamalı, hangi hamleyi ne zaman yapması gerektiğini bilmeli. 
  • aceleci olmamalı ama -afedersiniz- kıçımızdaki kıllar ağarana kadar beklememeli. timing önemli.
  • kendisinin farkında olmalı, kaf dağını yarattığını sanmadığı gibi ezik büzük de olmamalı. nihayetinde hiçbir kadın ayağıyla itip kakabileceği bir adamla olmak istemez.

Ocak 04, 2014

yeni yıl bana ne getireceksin?



sağlık getirmedi ya da baştan peşin peşin çektiriyor sonra sefasını sürdürecek, bilmiyorum ama 1 Ocak 2014 tarihinden beri "officially" hastayım. hastalığın offically'si mi olur, demeyin çarşamba, perşembe, cuma işe gidemeyecek kadar hasta olup -en son- rapor almak gerekince olur. perşembe günü öleceğime kesin gözüyle bakıyordum, şimdi biraz daha yaşama ihtimalim var gibi geliyor ;)

i love you, ps!


baktım olucak gibi değil uzadıkça uzuyor post, "yeni yıl bana ne getireceksin" postumun ps'lerini başka posta yazmaya karar verdim :)

ps: yeni ev arkadaşımın adı "aptal puma" olucak bundan sonra. başka bir postta kendisini bilahare anlatacağım.

 ps II: nazar boncuğu fotosu ararken "evil eye" yazdım. bir sürü abuk sabuk göz fotosu çıktı, hepsi birbirinden çirkin. mantık mı bu allaşkına? kimse de aksini düşünmemiş mi, anlamadım. şeytan, varsa eğer ki tek tanrılı dinlere göre var ve aynı dinler insan evladının çok haz aldığı bir sürü "şey"i de yasaklamış ve babaannem "şeytana uydurma" diye dua eder tanrıya. şeytana uyup yaptığımız şeyler bu kadar güzelse ki ademin yasak meyveyi yemesinin ve cennetten kovulmasının da nedeni şeytan ise mantıken şeytan insanı sürekli baştan çıkardığına göre onun formu da çok güzel, baştan çıkarıcı, ikna edici filan olmalı. şöyle gözleri olan bi şeye kim niye ikna olsun hacı?

ps III: ex sevgilim u'nun adını karmanın kusmuğu olarak değiştiriyorum. hatta ingilizcesi ossun, karma's puke!

ps IV: karma demişken geçenlerde arkadaşımın ecnebi ev arkadaşının -benim de artık arkadaşım sayılır herhalde- chirstmas party'sinden sonra yaptığım rezillikleri başka bi postta anlatıcam :)

ps V: sevgili bilog, bir cumartesi sabahı evde yalnız uyanıp bilog yazmak, sesini istediğim kadar açıp verdi dinleme özgürlüğü -kahvaltı hazırlarken yapıciim- sonra da bütün gün ev arkadaşımın erkek arkadaşı -kendini acayip akıllı ve über sosyalist sandığı içün, oysa dibine kadar kürt milliyetçisi, her ne kadar benimle dalga geçse de -ben seviyorum, bundan öte yol yok- tüm gün ht bloomberg izleme özgürlüğü çok nefis! yuppi de yuppi! yuppi de yuppi o zamansa!