Temmuz 19, 2013

nasıl pot kırılır? ders I


hâlâ kıl tüy mevzularıyla uğraşmaya devam ediyorum, bugün ağda almak için girdiğim kozmetik zincirlerinde soğuk ağda ile klasik ağda arasında karar vermek için raflara dik dik bakarken bir yandan da önümden arkamdan geçen diğer kadınlara sinirlenip -içimden- "hadi hadi hanıııım çek koca götünü darlama beni" diye çemkiriyorum, bir de baktım sevdiğim kadın hakları aktivisti bir arkadaşım... acayip mutlu oldum, sarıldım öptüm filan. bakırköy'de olmasına da şaşırdım bi taraftan. oldukça uzak bir yerde yaşıyor.

- x de (onun bir kadın arkadaşı) tam 'hâlâ bunlarla uğraşanlar mı var' diyordu bana.
- neyle?
- bak! (bacaklarını gösterir)
- (bakarım bacaklarına, kıl kökleri kızarmış bir çift şortlu bacak çıkar karşıma gözüme de iki tane kıl ilişir.) hıı! almıyor musun, napıyorsun?
- lazer epilasyon yapıyor arkadaşım, oradan çıktım. (x'i gösterir. ama suratındaki ifade değişmiştir tabii)
-haaaa! ya ben de almıyor musun, diye soruyorum. (toparlamaya çalışırken sıvamaca) bu ara çok bunaldım bu olaylardan "rahatsız etmiyorsa kalsın" kafasındayım. ahahaha!

ne bu şimdi?

böyle bir tepki vermek için "geri zekalı" olmak lazım. pratik zeka geriliği var bende. valla! kıl kökleri meydanda yeni epilasyondan çıkmış iki bacak var ortada, kıza gidip gözüne iki tane tüy takıldı diye niye "almıyor musun" der insan. hani birine garezim olsa da şöyle alttan alttan iğneleyici laflar ederek yıldırayım, "çok kıllı bir insansın" mesajıyla kafayı gömeyim, hayata geldiğine pişman edeyim kızı istesem aklıma gelmez böyle laflar. bönüm bön! BÖN BÖN BÖN! hiç beceremem öyle soğuk savaş durumlarını. direkt kavga-tartışma "mode on". bir de işte örnekte de görüleceği üzere acayip pot kırarım. beynim 'POT'luk yapmış benim. evet.

sevgiler
jk

Temmuz 18, 2013

sıradışı uyku halleri!


 alfonso'yla sevgili olduğumuz ilk hafta -ki bana sorarsan alfonso'yla ilişkim bir 'one night stand' olarak kalmalıydı- ben ona uykumda bir takım küfürler etmiştim hani. (hatırlamak için burdan yak!) bunların başında da en sevdiğim küfür olan bol v'li "yavşak" geliyordu. bla bla... işte normalde ben çok ender konuşurum uykumda, nadiren horlarım ve genelde ağzım açık uyurum, mütemadiyen burnum tıkalıdır. (suratımın ortasındaki kocaman burnun bana "beni yaşlı göstermek" dışında hiçbir katkısı yok! her neyse...) yani şuna varmaya çalışıyorum, alfonso'yla yaşadıklarım tamamen bir istisna... ex sevgilim u'dan kurtulmak için alfonso'yla olmak konusundaki ısrarıma mukabil esasında alfonso'yla olmak istemediğimin göstergesi o yaşananlar da.

gelelim adrien'a... adrien'la gezi direnişinin çok ateşli olduğu günlerde bir revirde mahsur kaldık ve orada sabahlamak zorundaydık, oturduğumuz sandalyelerin üstünde birbirimize sarılıp uyuduk. o gece adrien jest ve mimikleriyle de destekleyerek uzun uzun konuştu -uykusunda. türkçe konuşuyordu ve olaylı günlerden geçtiğimiz ve hepimiz korktuğumuz için o gece sağımızda solumuzda uyuyan herkes benzer durumdaydı. (bense bir tavşan kadar "tetikte" uyuduğum için sağdan soldan gelen her seste gözlerimi açıp olan bitene tanıklık edebiliyordum.)

adrien aslında uykusunda sık sık konuşuyor, hatta örtümü alıp gidiyor ve ben üşüyorum, sarılmasını istediğimde de beni anlamıyor. kendisi bu durumu "uyurken çok güvenilmez bir adam olabilirim" olarak yorumluyor. ben de "uyanıkken güvenilir bir adam mısın" sorusuyla karşılıyorum, ahhaha! her neyse, yine detaya boğdum. ayh! şiştim valla, geçen sabah yine adrien konuşuyordu uykusunda ben de hemen kulak kesildim, ex wife y'den mi söz ediyor filan diye. (haha, hiç çaktırmam ama acayip ruh hastasıyımdır!)  bir de baktım farsça konuşuyor. OMG! dinledim dinledim bi bok anlamadım tabii ki. hani arada isim seçerim belki diye dinlemekten de vazgeçmedim. garipmiş! farsça mı öğrensem? bunu bi' düşüneyim.

sevgiler
jk




saçmalardan seçmeler... I



uykum geldi, sevgilim gelmedi ve libidomun çok hareketli olduğu günlerden geçiyorum ki benim libidom ayda bir kere hareketlenir -regl öncesi.

temizlik yapmam, böcek ilaçlarını yerleştirmem gerekiyor evin uygun noktalarına lakin kıçımı gezdirmekten fırsat bulamıyorum.

iş acayip rutin... pek çalışamıyorum zaten yaratıcılık yok, yapmak istediğim bir şeyler var ama muhatabımı karşıma alıp bir türlü oturup konuşamadık.

adrien'ın son saçmalığından sonra -ona laflar hazırlamıştım- iki hafta hiç yüz yüze görüşmedik ve birbirimizi gördüğümüzde de çok özlemiştik, laflarımı sayamadım. bu süreçte adrien beni hergün aradığı için yumuşamış da olabilirim. onu anlamakta zaman zaman zorlanıyorum. mesleğinden mütevellit ruh halimi mi kurcalıyor yoksa kendisi mi git-gel'li anlayamıyorum. ama beni "çocuklarını doğurmak" minvalinde laflarla acayip biçimde geriyordu, neyse ki tatil dönüşü tekrar aynı mevzular açılmadı, espri olarak bile. çocuk sevmem abi ben, gelmeyin üstüme üstüme.

şu ara tipik yaz sezonu sıkıntıları... tabii hayatıma birinin girmiş olmasıyla da ilgili bir durum bu aynı zamanda tipik kıldan tüyden problemlere gereğinden fazla zaman enerji harcıyorum. bunların başında da kol kıllarımı -normalde- her yaz başı bir kere alıp sonra bir sene takılırdım. bu sezon -henüz- almadım, n'apsam karar veremiyorum.

adrien kıllı bir adam, evet, ortadoğulular kıllı insanlar. eros okunu yanlış yöne attı, ben ona ülke sınırlarının dışına doğru ve fakat kuzeybatı yönünde nişan almasını söylemiştim o ülke sınırları dışında güneydoğu yönünde nişan aldı. ve 1 kişiden yola çıkıp genellemenin âlâsını yapmaya hazırlanıyorum, sıkı durun! penis ebatları araştırma sonuçlarının söylediği gibi... ahhahaha! alfonso'nun neden bu kadar saçma egoları ve özgüvensizlikleri olan bir insan olduğunu adrien'la kıyaslayınca -evet, penis ebatlarından söz ediyorum- anladım.


ex sevgilim u'dan sonra orgazm olmadım -hiç. sevişme sırasında. bu da 2011'den beri sevişirken orgazm olmadığımı gösterir. 2 kez -birinde adrien'la diğerinde dear virgo'yla çok yaklaşmıştım, dear virgo tecrübesizdi ve hızlı boşalıyordu, adrien'da ise ben "o anı" onunla paylaşmaya hazır olmadığım için ansızın durup, üstünden kalkıp pozisyon değiştirmek istemiştim. nitekim adrien bu durumu dert etmeye başladı ve sevişme anlarımız bir tür terapiye dönüşüyor zaman zaman. telkinde bulunuyor bana. çok şirin, o halini seviyorum, çok şirin ama o bana telkinde bulunurken orgazm olamam. ahhahaha! lakin zihnimdeki bariyerleri onunla kaldırabileceğimi hissetmeye başladım. tahtaya vur okur, totemlere inanırım ben!

adrien yine gidiyor bodrum'a. yine bir süre göremeyeceğim onu. özlüyorum. hayır, aşık değilim ama her geçen gün duygularımın daha güçlendiğini hissediyorum.

ps: görsel "penis size map"ten...

ps ll: bu arada kim demişse "boyu değil işlevi" diye, bu söz de erkeğin çirkini olmaz gibi tez zamanda tarihe karışacak. öptüm. kib. bye.

ps lll: bütün harita doğru/yaklaşık ortalamalar veriyor olabilir ama türk erkeklerine 11-12 cm'den 1 mm fazla vermiyorum. yahu gayet kısa boylu türk erkeklerinin haritadaki ortalamasına kim inanır? "bi yürü git" derler adama.

sevgiler
jk