Nisan 21, 2013

kız kavgası, bu da geldi başıma!

teoride böyle ama pratikte değil, emin olun.
 birini seversin, gözüne perde iner, kulakların duymaz olur. o birinin gerizekalının teki olduğunu ve aynı kalibreden olmadığını anlaman çevrendeki herkes haykırmasına karşın zaman alır, çok zaman hem de. bu gerçeği fark ettiğinde, onunla olmak için yaptıklarının ve o sırada kendin için yapmadıklarının -en çok da yapmadıklarının- bedelini vahşileşerek ödemek zorunda kalırsın. çünkü bu insanlarla iletişim kurmanın yolu senin tercih ettiğin yol kesinlikle değildir.

bir tane geri zekalı yüzünden yapmadığın ya da doğru yapmadığın tek bir şey hayatında zincirleme kazalara neden olur. günün birinde evcil king kong seni dövmek -bildiğin dövmek- için üstüne yürüdüğünde ve nefsi müdafaa durumunda, onun canını acıtmak zorunda kaldığın an fark edersin ki seninle aynı kalibreden insanlarla yaşamamanın sonucu oyunu onların kurallarıyla oynamaya mecbur olmak, kazanmanın karşılığı olarak kendi nezdinde küçülmektir. nedeni de seninle aynı kalibreden olmayan insanlara vakitlice fazla değer atfetmiş olmandır.

Nisan 06, 2013

bir post ejaculation syndrome vak'ası



eveeeeet!

gerçek bir "post ejaculation syndrome" tecrübesini takiben yazılan bir post ben de yazacakmışım demek... hayat işte!

hep duyardım, bilirim de "işi bitince döndü götünü, uyudu" geyiğini. kendim de öyle yaptığımdan bunu nathaniel'a kadar hiç dert etmemiştim. ex sevgilim u ve alfonso'nun da "boşalma sonrası kaçışma" halini bu kadar şiddetli yaşadığına tanık olmamıştım. sevişirsin, kadın genelde orgazm taklidi yapar ki keyifli başlayan ama süreç içinde tepinme halini alan bu işkence daha fazla uzamasın, sonrasında erkeğin omzuna yatıp ya da adam başını kadının memelerine koyup "birlikte" ve genelde çıplak uyunur. ben böyle biliyorum.

Nisan 02, 2013

b-day dates

ha camdan ayakkabı giydirmiş, ha acıtan ayakkabıdan kurtarmış, ne fark eder!

tam 1 ay sonra, bu defa nathaniel'ın doğumgününde bir araya geldik. yani tam olarak biraraya gelmek de denemez.

aramızda bir şeyler yaşandı ama çok umursamaz davranıyor ve aramıyordu. her ne kadar onun hislerinden hiç endişe etmesem de -ki tüm veriler aksini söylüyordu- istenmediğim düşüncesine kapıldığım için (bunda bu konularda ciddi talihsizlikler yaşamış bir arkadaşımın payını da görmezden gelemem) o kapıyı kapattım, evet. ama hayatıma da devam edemiyordum. aklımın bir köşesinde damlayan su sesi gibiydi adı. o yüzden ona bir doğumgünü mesajı göndererek kapıyı tekrar açtım. o da kapının açıldığını görünce tekrar şansını denemek istedi. ben de bunu istiyordum zaten. muradıma erdim.