Temmuz 16, 2012

central park vs bakırköy sahil

yattığım yeri tam 3 defa değiştirip evin içinde yatabileceğim her yerde birkaç saat buharlaştıktan sonra little cat b'nin mutfak tezgahından düşürdüğü tavanın sesiyle ok gibi fırladım yerimden. sıcağa little cat b'nin huysuzlukları da eklenince uykusuzluk beni gergin ve sinirli yaptı. saat 6'yı gösteriyordu ve saatin çalmasına henüz vardı. hızla giyindim, şapkamı bulamayınca da güneş kremini abartıp parlayan bir suratla çıktım dışarı.

ev arkadaşım bir king kong!


geceye sakin başladım (hah siz hep güne başlıyorsunuz di mi? yaa yaağğ). ben de sıradan insanlar gibi geceleri uyuyabilmek istiyorum ama olmuyor. 1 milyon kere filan yataktan "zınk" diye sanki hiç uyumamış dostlarla sohbetteymişçesine kalkıyorum. dün gece de benzer bir geceydi. tam dalmıştım ki çok sevgili ev arkadaşım sabrina gece 1'de çamaşır makinesi çalıştırdı. tabii bende bir asabiyet başgöstermedi, desem yalan olur. ama sakinleştirdim kendimi. tekrar uykuya daldım. ancak üstünden en fazla 20 dk geçmiş olacak -kısa

Temmuz 15, 2012

...

“my heart born naked
was swaddled in lullabies.
later alone it wore
poems for clothes.
like a shirt
i carried on my back
the poetry i had read.

bir 'timing' hatası ömrüm

al jazeera izliyorum. son zamanlarda ya al jazeera izliyorum ya türkçe pop şarkıları dinliyorum. mesela musatafa ceceli... (we love you and we watch you as a family! ahhhaaha!)

mustafa ceceli - bir yanlış kaç doğru

sık sık da benjamin button kılıklı yaşamıma, kişisel tarihime ilişkin düşüncelere dalıyorum. bunu yaparken kızımı baştan çıkarmaya çalışan erkek kedilerin camlarıma bıraktığı sürreal izlere bakıyorum. sıkıldım

Temmuz 10, 2012

yaşasın: negatif

kafamı kurcalayan bir mesele var. yaklaşık 48 saattir bilhassa üstüne düşünmeden edemiyorum. tabii buna dün akşam yaptığım internet araştırmaları da tuz biber oldu. 2 hafta önce yaşadığım mide yanmaları, sürekli bir uyku hali, sık idrara çıkma ve tutamama, büyüyen meme hareleri... tabii tüm bunlara dikkat kesilmeme neden olan 6-7 gün gecikmiş periyotlarım...

Temmuz 09, 2012

hayat hayalleri kirletti

hem çılgınca anlatmak istediğim, günleri gecelere geceleri sabahlara, yazarak bağlamak istediğim hem de ölümüne susmak istediğim şeyler var. hep vardılar.

bugün hayatım boyunca yazdığım pekçok öyküyü, denemeyi -ilkokulda lisede filan yarışmalara katıldığım kompozisyonlarım da dahil olmak üzere- kağıt atık kutusuna gönderdim. hatta ortaokuldayken editörlüğünü

Temmuz 07, 2012

önüm arkam sağım solum...


önüm arkam sağım solum kezban doldu bugün. zincir ev arkadaşımın kızkardeşinin yurttan oda arkadaşının da katılımıyla tamamlandı. offf... oturma odasına ilk girdiğimde dişi mi erkek mi olduğunu anlayamadığım, hem de temiz "k" sesi veremeyen ve arkadaşına "kanka" diye hitap eden, erkek gibi konuşan gülen ve görünen bir kızcağız var evimde tam şu anda. ve çirkin... (ben aslında kadınları hep -istisnasız- güzel bulurum, gerçekten çirkin olduğunu düşündüğüm nadir insanlardan biri!) ve daha da önemlisi kezban... ve ergen... hani hem yırtık