Ocak 01, 2018

here is my 2018 resolutions!


after many years that I have made too much effort to change my life, to have a good new year's eve with my loved ones and somehow couldn't make, this year I feel deeply hopeless. so I didnt do anything for the new year's eve. all alone without friends screwing up everyting, without couples drama, in a jean and a t-shirt, no effort for anyone while not celebrating anything and more like thinking how -somehow- almost everything changes in my life constantly but problems still remain almost the same.

couldnt find an answer yet for sure. maybe the simple answer which I'm lookinf for so long is just me. maybe nothing will change before I really change. anyway..

last year I wanted two things which are traveling and finding true love.

last year I traveled a lot. went to scandinavian countries, berlin - couple of times - and one of the gulf countries.

and made an effort and gave many tries to find a true love and screwed up every time. dating is neither fun nor helpful to find someone to wanna keep in your life.. whatever.

this year I want;

- to save money
- to travel two more places that I've never been before, one is morocco and the other one might be italy or paris.
- to keep learning german in a more serious way - aiming A2 -
- to restart

yes, the whole love stuff, friends and everything wasting my time and energy I'm just giving up!

loves,
jk


Ağustos 20, 2017

tinder'dan bildiriyorum: ah bizim o tatlı ve miskin entelektüel sefaletimiz..


bir süredir tinder deneyimlerime ilişkin yazmak istiyorum ama olmuyor. tinder'dan hem kendime hem toplumsal dinamiklerimize dair çok şey öğrendim. öğrendiklerimi sıralayacağım.

1. koca bir ulus olarak kadın - erkek ayırt etmeksizin gerçekten öz farkındalığımız yerlerde sürünüyor.
2. toplumumuzun "modern" yüzünde sanki erkekler akıllıymış ama kızların kafası makyaj malzemelerinden başka bir şeye basmıyormuş gibi bir hava var. entelektüel dertleri olan ve okur-yazarlığı yüksek bir insan olarak üzülerek söylemeliyim ki erkek kadın ayırt etmeksizin yerlerde sürünen bir entelektüel seviyemiz var.
3. erkekler ciddi ölçüde kentlileşme ve modernleşme ızdırabı içinde. çünkü hem 500 bin nüfuslu kasabalarının onlara tanıdığı o iktidarı ve ayrıcalıklı olma halini terk etmek istemiyorlar hem de karşılarındaki kadından muazzam bir "açık fikirlilik" bekliyorlar. açık fikirlilik diyorum ama siz anladınız bence. p.s. genç, kentli ve evlilik hayalleri filan kuran kadın arkadaşlara naçizane tavsiyem bu profile karşı uyanık olmaları çünkü en sonunda çok yıpratırlar ve annelerinin bulduğu kızla evlenirler.
4. hobi, uğraş, gelişmiş ve inceltilmiş zevkleri olmayan bir toplumuz. sanırım bu kilo almaya eğilimli olma hali de bunun eseri. çünkü bu adamların şu hayatta futbol takip etmek ve yemek yemek dışında hiçbir eğlenceleri yok. maksimum halı sahaya maç yapmaya gidiyorlar ya da gym'e. onu da daha çok aynadan selfie çekmek için yaptıklarını düşünmeye başladım.

bunu obama'nın başkanlığı bırakmadan önce yaptığı bir konuşma vardı orada söylediği "artık normal bir hayat istiyorum, 8 yıl oldu çok yoruldum" cümlesini ve görevini devrettikten sonra tatilde kendini bir takım spor aktivitelerine vermesini hatırladığımda daha iyi anlıyorum. bir de yakın coğrafyadaki ölene kadar başkan olmak isteyenleri düşünün, neden kentli - köylü diye ayırdığımı daha iyi anlayacaksınız. bi aydınlanma geldi di mi yavaşça!

5. türk erkeklerini eğer bir türk kadınıyla birlikte olacaklarsa -gayet ortalama bir kadın olarak söylüyorum- güzellikten başka bir şey motive etmiyor. gayet bildiğimiz anlamıyla güzellik, klişelerle dolu, tv dayatması stereotipik bir güzellikten söz ediyorum ki sanırım yukarıda saydıklarımdan sonra bu, hiç sürpriz değil. erkekler kendileri bir kıvanç tatlıtuğ olmamakla birlikte baya model gibi kadınlarla birlikte olmak istiyorlar. ama o model gibi kadın beklentisi seni ecnebi sandıkları zaman değişiyor ve o zaman ortalama bir kadına razı oluyorlar. bunu da sekse kolay erişim hayaline bağlıyorum ama büyük yanılgı. ne kadar küçük beyinli olduğunuzun bir resmi adeta. ecnebi kadınlar hiç kolay değildir, sorun yaratmaz kafama göre takılırım, filan sanıyorsanız yanılıyorsunuz. ekstradan onları elde tutmak için sabah günaydın mesajı atmak da işe yaramaz ;) bi gün mazallah "bu kadına 100 metreden fazla yaklaşamazsın" diyen polis kararını burnunuzun ucuna dayayıverirler. (valla true story, yer cambridge)

çok sayıda ecnebi arkadaşım var ve çok büyük çoğunluğuyla da iyi bir ilişkim var. yani o arkadaşlık ilişkisinin devamlılığı için benden çok onlar çabalamıştır, bunu rahatlıkla söyleyebilirim.

ve gördüğüm kadarıyla ecnebilerle ilişkimiz de baya tuhaf! üstelik salak filan olduklarını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. o insanlar baya birbirinden nefret eden insanlarla dolu, hastalıklı bir toplum olduğumuzun farkında ya da er geç fark ediyorlar. ya da gördükleri ilginin aslında gayet fake olduğunun da farkına varıyorlar çünkü siz kendinizi sevmiyorsunuz her şeyden önce. bir süre sonra kendilerine hayvanat bahçesindeki maymun muamelesi yapıldığını görüyor, yoruluyor ve memleketlerine dönmek istiyorlar. daha geçenlerde bir arkadaşım türkiye'de zorla tuttuğu kocasının ısrarına dayanamayıp taşındı ingiltere'ye. ya da bir başka örnek: iki ecnebi kız arkadaşım -aslında başka bir ecnebi arkadaşımın arkadaşları- buraya geldiklerinde tanıştıkları herkesin onları başka insanlara karşı dikkatli olmak konusunda uyardığından söz etmiş ve şöyle demişti "ne yani bir tek sen güvenilirsin ve diğer herkes sahtekar mı ve herkes sadece kendisinin güvenilir olduğunu söylüyor, çok garip." dinlerken içimden "aslında o kadar kötü çocuklar değiliz, niye yapıyorsunuz bunu oğlum" filan diye düşündüğümü itiraf etmeliyim.

şunu rahatlıkla söylüyorum ecnebileri yeterince tanımadığınız için onları bu kadar seviyorsunuz ve her konuda olduğu gibi bu konuda da rasyonel olmaktan çok uzak beklentileriniz var.

ek olarak birbirimizi sevmeme halinin altında yatan neden esasen bu: türk toplumunun kadın - erkek ayırmaksızın büyük çoğunluğunda aşağılık kompleksi var. kendini değersiz görme var ve bu ekstra bir saldırganlık ya da edilgenlik (pasif agresiflik) yaratıyor. dostum sen kendini sevmezsen seni kimse sevmeyecek bundan 100% emin olabilirsin.



Ağustos 06, 2017

tinder, dead-end yaz aşkları, hayallerimin seyahati ve unutulamayanlar..

opera binasını yidiğim.. <3 (oslo)

Uzun bir aradan sonra bir bakıma "yenilenmiş" olarak döndüm.

Bu süre içinde birçok değişiklik oldu, tabii ki. değişmeyen tek şey değişimin kendisidir,ilkesini şiar edinmiş bir insan olarak bu süre içinde hayatımda değişmeyen tek şey; geçen yılın sonunda tanıştığım alman'a karşı hislerim.. ne yazık ki! bir tür obsesyona da dönüşmüş olabilir tabii. ya da bilmiyorum ben hayatım boyunca onun gibi birini istedim belki de. hiç mi hoşuma gitmeyen şeyler yoktu onda, şüphesiz tonla sayabilirim. ama bir şekilde onu atlatamadım. girizgahı böyle yapayım ve diğerlerine geçeyim.

arada hızlı bir iş değiştirme süreci yaşadım.

taşındım, artık bir beyoğlu kızıyım.

bi' dolu tinder date'i yaptım ve baya tavsadım. date, sevgililik, ilişkiler konusuna bakış açımı önemli ölçüde değiştirdim. iyi de oldu. ben de boncuk gibi ipe dizim kolye yapıyorum date'lerimden. çünkü neden yapmayayım?!

arada "piece of art" diye tabir ettiğim biriyle tanıştım. aramızda bir şeyler güzel gidebilirdi -çünkü çok iyi başlamıştık- ama her doğulu erkek gibi onun bunu mahvetmesi gerekiyordu. sonuç itibarıyla şu anda benim talebim üzerine sadece yattığımız ve duygusal her türlü yakınlıktan kaçındığımız bir tür "no strings attached" durumu yaşıyoruz. onun hızlı bir şekilde evlilik kafasına geçişini ve mevcut durumdan çok hoşlanmadığını saymazsak bence ikimizden olabilecek maksimum "şey"i olduk ki zaten başkasından hoşlanıyorum ve ayrıca yakın geçmişimde hâlâ üstünden yürüyüp gidemediğim ve bok gibi aşık olduğumu da kabul edemediğim biri var.

o "hoşlandığım biri" diye söz ettiğim hikaye de aslında sonu olmayan bir tür yaz aşkı.. eski josephine olsa asla sürdür-e-mezdi bunu. ama en son buralardan giderken biraz daha kısa vadeli planlar yapmaya ve hayatın keyfini çıkarmaya karar vermiştim, öyle de yapıyorum.

mantık basit.

bu adamdan hoşlanıyor muyum? evet.

o benden hoşlanıyor mu? evet.

bir aydan uzun süredir her sabah gözünü açtığında ilk yaptığı şey bana bir mesaj göndermek oluyor. ("günaydın" mesajı değil tabii, o beni baya irrite eden bi şey.) kısaca özetlemek gerekirse tinder'dan tanıştık. bir hafta boyunca hemen her akşam görüştük, son gece birlikte olduk. o sabah bali'ye gitti. nasılsa artık görüşmeyiz, diye düşünürken havaalanına varmadan mesajlar almaya başladım, şayet istersem mutlaka beni görmeye geleceğine ilişkin. ben de tabii zaman zaman öküze bağlasam da o kadar değil "I would like to see you again" dedim ve bir ayı aşkın bir süredir görüşmeye devam ediyoruz. her şey yolunda giderse ve ansızın görüşmemeye karar vermezsek, taraflardan biri aşık olmazsa mesela, sanırım bir aya kadar tekrar istanbul'a gelip birkaç hafta kalacak. bir yere tabii ki varmayacak, bu bir ilişki tabii ki değil ama neden birinden hoşlanmışken bu kadar yok sayma yoluna gidiyorum/gideyim. bugüne kadar böyle yaptım ama şimdi geri dönüp baktığımda "iyi ki yapmışım" demiyorum.

evlenmek istemiyorum, çocuk zaten istemiyorum. o zaman neden bu kadar sonunu düşünerek yaşıyorum, neden baştan bir son kullanma tarihi belirliyorum o ilişki ya da insan için?

son olarak yeni yıl hedeflerimden biri olan nordik gezimi planlıyorum şu anda. kendime bir tane minicik kot şort alıp -hiç minicik bir kot şortum olmadığını fark ettim bu sabah- sırt çantama iki-üç tane tişört, bir tane sweatshirt, deri ceket ve üç beş parça iç çamaşırımı atıp avare gezicem modern vikinglerin memleketlerinde..

yıllar sonra white nights'ı görecek olmak da çok heyecan verici. son birkaç haftadır haberleşiyoruz. çok da minnoş, dün bana kopenhag'da onda kalmayı teklif etti. bu arada benim norveç'te her nasılsa büyüyen bir arkadaş grubum oldu ve hepsi birbirinden tatlı insanlar. norveç-isveç-danimarka ve son durak olarak almanya yapıp dönücem. 8-9 gün kadar olmayacağım istanbul'da. eminim hiç de özlemeyeceğim.

yeni havadislerimle daha sık buralardayım.

çok yakında..

sevgiler,
jk

ps: şarkı biraz ironik oldu biliyorum, hâlâ dinlerken gözlerimden yaşlar akıyor. evet. kabul etmek zorundayım. üstelik birkaç aydır bir kız arkadaşı olduğunu da biliyorum. delilerle sümsükler arasında basit harmonik hareketlerle sallanırken buldu bi sümsük sonunda. dengesiz.



Şubat 27, 2017

At night a candle's brighter than the sun!


how fool I am, I've thought for a second 2017 might have brought me some nice things. It just showed some nice things and took all it back or made me upside down.

now..

I just dont know what to do.

I just dont know what I want.

I just dont know who I am.

I just dont know where I belong.

I am just as a 30 years old teenager in personality crises!

life is cruel. And I feel like mine's a bit more cruel. (right now I strongly felt guilty about what I've written a sec before when the refugees fleeing from the war, kids getting abused at street came to my mind. yes I am in that perfect mood again not surprisingly.)

I have a new age resolution in my mind which I really need to write but may not share/post it. But before than that, I deeply need to write what I made a mistake, what I didnt do properly, what I missed, what I'd been expecting from life and couldnt get, etc.. I need to face my mistakes and regrets during my 20's I've made and I definitely wont share of course!

Even trying to get over a break up all I need was writing. I cant get rid of my thoughts unless I write. I just want to be creative and productive again. (I just even dont remember when lastly I was productive or creative, I feel like I've been  neither productive nor creative, I donno.)

since the life starts at 30, I let it start in a different way with less rules, less anxiety, more fun and more "I only live once".

I'll do that resolution and I'll let you know babe!

kisses,
jk

ps: I know the headline is totally irrelevant, but I want it. from now on, it's gonna be like that.